Blogging Fusion Blog Directory the #1 blog directory and oldest directory online.

Mimari, sanat, tasarım, cevre, yasam | Kilsan Blog

Home Mimari, sanat, tasarım, cevre, yasam | Kilsan Blog

Mimari, sanat, tasarım, cevre, yasam | Kilsan Blog

Rated: 1.50 / 5 | 1,132 listing views Mimari, sanat, tasarım, cevre, yasam | Kilsan Blog Blogging Fusion Blog Directory

Turkey

 

General Audience

  • Kilsan TuÄŸla
  • March 14, 2017 10:35:41 PM
SHARE THIS PAGE ON:

A Little About Us

Estetik, farklı, çevreci yapılar, mimari izler bırakan mimar ve mühendisler, mimarlık, ekolojik gelişmeler, yaşama renk katan tasarımlar, sanatçılar, sanat eserleri

Listing Details

Listing Statistics

Add ReviewMe Button

Review Mimari, sanat, tasarım, cevre, yasam | Kilsan Blog at Blogging Fusion Blog Directory

Add SEO Score Button

My Blogging Fusion Score

Google Adsense™ Share Program

Alexa Web Ranking: 1,224,803

Alexa Ranking - Mimari, sanat, tasarım, cevre, yasam | Kilsan Blog

Example Ad for Mimari, sanat, tasarım, cevre, yasam | Kilsan Blog

This what your Mimari, sanat, tasarım, cevre, yasam | Kilsan Blog Blog Ad will look like to visitors! Of course you will want to use keywords and ad targeting to get the most out of your ad campaign! So purchase an ad space today before there all gone!

https://www.bloggingfusion.com

.

notice: Total Ad Spaces Available: (2) ad spaces remaining of (2)

Advertise Here?

  • Blog specific ad placement
  • Customize the title link
  • Place a detailed description
  • It appears here within the content
  • Approved within 24 hours!
  • 100% Satisfaction
  • Or 3 months absolutely free;
  • No questions asked!

Subscribe to Mimari, sanat, tasarım, cevre, yasam | Kilsan Blog

Sancaklar Camii

Sancaklar Camii Emre Arolat tarafından tasarlanan ve İstanbul’da Büyükçekmece bölgesinde inşa edilen Sancaklar Camii, modern İslam mimarisinin en önemli temsilcilerinden biri olarak dikkat çekmektedir. Kalıpların dışına çıkmak isteyen Emre Arolat, alışılmışın dışına çıkarak İstanbul’a sade ve etkileyici bir camii kazandırmıştır. Klasik cami mimarisinden farklı bir forma sahip olan ve yeraltına inşa edilen Büyükçekmece’deki Sancaklar Camii,...

Sancaklar Camii

Emre Arolat tarafından tasarlanan ve İstanbul’da Büyükçekmece bölgesinde inşa edilen Sancaklar Camii, modern İslam mimarisinin en önemli temsilcilerinden biri olarak dikkat çekmektedir. Kalıpların dışına çıkmak isteyen Emre Arolat, alışılmışın dışına çıkarak İstanbul’a sade ve etkileyici bir camii kazandırmıştır.

Klasik cami mimarisinden farklı bir forma sahip olan ve yeraltına inşa edilen Büyükçekmece’deki Sancaklar Camii, ibadete açıldığı günden bugüne pek çok ödüle layık görüldü.

Sancaklar Camii yazısı Kilsan Blog sitesine aittir.


İleri dönüşüme altın yansımalar: Kintsugi

Kırılan seramik kapların onarımında amaç genellikle parçanın hiç hasar görmemiş gibi görünmesini sağlamak olur. Japonların sanatsal tekniği kintsugi ise kırıkları saklamaktansa daha belirgin hale getiriyor. Altın, gümüş ya da platin tozlarıyla parçaları birbirine yapıştırarak uygulanan teknik, onarılan her parçayı eşsiz bir objeye dönüştürüyor. Japonca’da “altın onarım” anlamına gelen kintsugi, kırılan seramik kaplara yeniden hayat veren ve...

İleri dönüşüme altın yansımalar, Kintsugi

İleri dönüşüme altın yansımalar, Kintsugi, onarım tekniği
Fotoğraf: tsugi.de

Kırılan seramik kapların onarımında amaç genellikle parçanın hiç hasar görmemiş gibi görünmesini sağlamak olur. Japonların sanatsal tekniği kintsugi ise kırıkları saklamaktansa daha belirgin hale getiriyor. Altın, gümüş ya da platin tozlarıyla parçaları birbirine yapıştırarak uygulanan teknik, onarılan her parçayı eşsiz bir objeye dönüştürüyor.

Japonca’da “altın onarım” anlamına gelen kintsugi, kırılan seramik kaplara yeniden hayat veren ve onları tekrar kullanıma kazandıran bir teknik. Tamir edilen her parça, rastgele hasarlar nedeniyle düzensiz çizgiler oluşturduğu için hem daha değerli ve rafine bir görünüm hem de benzersizlik kazanıyor. Bu görünüm de kintsugi ile onarılmış her seramiğe sanatsal bir boyut ekliyor.

İleri dönüşüme altın yansımalar, Kintsugi, 16. yüzyıl
16. yüzyılda kintsugi ile onarılmış bir çanak, Etnoloji Müzesi, Berlin Fotoğraf: Daderot

Tarihi 15. yüzyıla uzanan kintsugi tekniğinin ortaya çıkışı bir efsane ile hikaye edilmiş. Efsaneye göre, 15. yüzyılda shogun Ashikaga Yoshimasa en sevdiği Çin yapımı çay çanağını kırar. Çanağı onarılması için Çin’e geri gönderirler. Çanak geri döndüğünde onarımın çirkin metal zımbalarla yapıldığını gören Japon ustalar daha şık bir onarım yöntemi bulmaya karar verir. Böylece, kintsugi, yalnızca kırılmış bir nesneyi düzeltmenin değil, onu güzel bir şeye dönüştürmenin bir yolu olarak ortaya çıkar.

Kintsugi, her doğu geleneğinde olduğu gibi ardında bir felsefe barındırıyor. Yapılan onarımlar, bir zanaat tekniğinden çok, kırılmayı eşyanın sonu yerine tarihinin bir parçası olarak kutlayan ve kusurların güzelliğine inanan wabi-sabi felsefesinin bir yansıması olarak görülüyor.

İleri dönüşüme altın yansımalar, Kintsugi, teknikler
Fotoğraf: tsugi.de

Farklı uygulamalar

Kintsugi tekniği, temel olarak Japon boyası urushi ile çatlakların onarılması ve istenilen metal tozu ile kaplanmasından oluşuyor. Tekniğin uygulama aşamasında ise üç farklı yöntem bulunuyor. İlki, en klasik ve bilinen olan çatlakların veya kırık parçaların dolgulanması yöntemi. Bu yöntemde kırık parçaların tamamının yapıştırılabilecek kadar büyük parçalar halinde olması gerekiyor.

Diğer iki yöntem ise kırık parçaların ufalanmış ya da kaybolmuş olduğu durumlarda uygulanıyor. Böyle durumlarda parça yöntemi ile eksik bölümler tamamen metalle kaplanıyor veya patchwork yöntemi ile başka bir seramiğin uygun parçaları ile onarım tamamlanıyor.

İleri dönüşüme altın yansımalar: Kintsugi yazısı Kilsan Blog sitesine aittir.


Projeler Yapılar 5 – Müzeler

Projeler/Yapılar dizisinin beşinci kitabı olan Müzeler, Türkiye’den ve dünyadan önemli mimarların müze yapılarından oluşan bir derleme sunuyor. Kitapta, son birkaç yılda, 25 mimar/mimarlık grubu tarafından Türkiye’nin ve dünyanın 22 ayrı noktasında gerçekleştirilmiş 28 müzenin tasarımı yer alıyor. Kitapta bulunan ve müelliflerinin izniyle yayımlanan projeler, bina tipolojisi, modern ve geleneksel yapı malzemesi kullanımı, modern yapım teknikleri,...

Projeler Yapılar 5 – Müzeler, kitap

Projeler Yapılar 5 – Müzeler, kitapProjeler/Yapılar dizisinin beşinci kitabı olan Müzeler, Türkiye’den ve dünyadan önemli mimarların müze yapılarından oluşan bir derleme sunuyor. Kitapta, son birkaç yılda, 25 mimar/mimarlık grubu tarafından Türkiye’nin ve dünyanın 22 ayrı noktasında gerçekleştirilmiş 28 müzenin tasarımı yer alıyor.

Kitapta bulunan ve müelliflerinin izniyle yayımlanan projeler, bina tipolojisi, modern ve geleneksel yapı malzemesi kullanımı, modern yapım teknikleri, topografyaya uyum gibi konularda başarılı örneklerden oluşuyor. Yapılar, iç mekan tasarımları, özel çekilmiş renkli fotoğrafları, vaziyet ve kat planları, kesitler, görünüşler ile aksonometrik çizimlerin yanı sıra projeyi anlatan açıklama metinleriyle yer alıyor.

Yazar: Kolektif
Sayfa sayısı: 160
Yayınevi: YEM Yayınları

Projeler Yapılar 5 – Müzeler yazısı Kilsan Blog sitesine aittir.


Positano: Doğa, tarih ve mimarinin dikey manzarası

Doğal güzelliğinin yanı sıra zarif kemerleri ve organik formları ile mağribi mimarisinin özelliklerini sergileyen Positano, yarattığı renk paleti ile dikey bir şölen sunuyor. İtalya’da, Tiren Denizi kıyısındaki Amalfi sahilinde bulunan küçük kasaba, sahil boyunca uzanan tüm yamaç kasabalarıyla birlikte Unesco Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor. Amalfi Sahili, İtalya’nın güneyinde, Akdeniz’in bir kolu olan Tiren Denizi’ne […] Positano: Doğa, tarih...

Positano,genel

Positano, dikey kasaba
Fotoğraf: pixabay.com

Doğal güzelliğinin yanı sıra zarif kemerleri ve organik formları ile mağribi mimarisinin özelliklerini sergileyen Positano, yarattığı renk paleti ile dikey bir şölen sunuyor. İtalya’da, Tiren Denizi kıyısındaki Amalfi sahilinde bulunan küçük kasaba, sahil boyunca uzanan tüm yamaç kasabalarıyla birlikte Unesco Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor.

Amalfi Sahili, İtalya’nın güneyinde, Akdeniz’in bir kolu olan Tiren Denizi’ne bakan yaklaşık 40 kilometrelik girintili çıkıntılı bir kıyı şeridi. Sahil boyunca dağların sarp yamaçlarına kurulmuş on üç tarihi komün kasabası bulunuyor. Positano da bu kasabalardan bir tanesi.

Lattari Dağları’nın doğal yolunu izleyen ve dikey bir manzara yaratan Positano, beyaz, pembe ve sarı renkli evleri, dar ve dik sokakları, merdivenleri, ekili terasları ve limon ağaçları ile adeta dağa asılmış büyük bir tabloyu anımsatıyor.

Efsanelerle renklenen kuruluş

Bölgede paleolitik dönemden kalma insan yerleşimi izleri yer alıyor olsa da bu konuda kesin bir bilgiye henüz ulaşılamamış. Bazı tarihçiler Positano’nun, Osco veya Piceno topluluklarının ilkel bir yerleşimi olduğunu varsayıyorlar. Pek çok kaynak ise kentin dokuzuncu yüzyılda kurulduğu konusunda hemfikir.

Positano, çizim
Resim: Leo Gestel

Tarihin netlik kazanamadığı durumlarda efsaneler başlarmış. Positano’nun ilk kuruluşuna dair anlatılan efsane mitolojiye dayanıyor. Yunan mitolojisinde denizler, depremler ve atlar tanrısı Poseidon, Roma mitolojisindeki adıyla Neptün, perisi Pasitea’ya aşık olmuş ve aşkını gözlerden uzak yaşamak için Positano’yu kurmuş.

Efsane anlatıla dursun, bölge önce Fenikelilerin, sonra antik Yunanlıların uğradığı önemli bir durak; daha sonra da Romalıların güzel villalar inşa ettiği bir kasaba olarak tarihte yer alıyor.

Kasabanın sürekli olarak yerleşime geçişi de yine bir efsane ile hikaye ediliyor. Hatta isminin de bu efsaneden geldiği söyleniyor. Efsaneye göre, fırtınaya yakalanmış bir tekne Positano kıyılarında karaya oturur. Teknede, Meryem Ana’nın siyah bir tablosu vardır. İnanışa göre tablo teknedeki korsanlar tarafından Bizans’tan çalınmıştır. Teknedekiler birden tablonun “posa, posa” yani “beni yere indir” diye fısıldandığını duyarlar ve korktukları için fısıltıya itaat ederek tabloyu denize atarlar. Mucizevi bir şekilde, gemi kurtulur ve yüzmeye başlar. Tablo ise Positano kıyılarına ulaşır. Halk tablonun karaya çıktığı yerde bir kilise inşa eder ve Meryem Ana’nın kasabalarını dinlenme yeri olarak seçtiğine inanırlar. Kasabalarına da Meryem Ana’nın gemiden iniş şeklini çağrıştıran Positano ismini verirler.

Tarihçiler ise asırlardır Santa Maria Assunta Kilisesi’nde sergilenen siyah Meryem Ana tablosunun 12. yüzyılda Güney İtalya kıyılarında yelken açan Benediktin rahipleri tarafından Positano’ya getirilmiş olabileceğini düşünüyorlar.

Positano, kartpostal
Fotoğraf: easypickup.it

İnişler ve çıkışlarla yaşanan bir tarih

Efsaneler tarihe hoş öyküler eklese de, Positano Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasıyla birlikte ilk denizcilik devleti olan Amalfi Cumhuriyeti’nin bir parçası oldu ve diğer Akdeniz ülkeleriyle deniz ticareti yapmaya başladı. Ticaret nedeniyle zenginleşen kasaba, on birinci yüzyılın ikinci yarısında Normanların Amalfi Cumhuriyeti’ni fethetmesiyle istila ve çöküş dönemine girdi. Bitmeyen korsan saldırıları nedeniyle Positano sakinleri kendilerini korumak için duvarlar ve güvenlik kuleleri inşa ettiler. Bu döneme rastlayan 1343 yılında kasaba bir de tsunami felaketi yaşadı ve hasara uğradı. Çöküş dönemi uzun sürdü. Bir çok ailenin feodal mülkü olarak yerleşimine devam eden kasaba, kötü yönetim, kıtlık ve sık sık meydana gelen depremler nedeniyle nüfusunu kaybetmeye başladı.

Positano, Fornillo Kulesi
Güvenlik amacıyla yapılan Fornillo Kulesi Fotoğraf: Renehaas

Positano’nun yeniden zengin bir liman haline gelmesi 16 ila 19. yüzyıllar arasında gerçekleşti. Yapılan hızlı ve sağlam gemilerle baharat, iplik ve odun ticareti yapılmaya başlandı. Kasabanın karakteristik denize teraslı evleri de bu dönemde inşa edildi.

Positano, 1900
1900’lü yılların başında Positano

Kasabaya refah getiren çıkış dönemi on dokuzuncu yüzyılın sonlarında bitti. İtalya’nın birleşmesinden ve yeni ticaret yollarının açılmasının ardından önemi azalmaya başladı. Yeniden zor günler yaşamaya başlayan kentin nüfusunun yarısından fazlası çoğunlukla Amerika Birleşik Devletleri’ne göç etti.

Balıkçı köyünden rüya kasabasına

Positano, yaşadığı büyük göç nedeniyle 1900’lü yıllara sıradan ve mütevazı bir balıkçı köyü olarak girdi. Ancak ünlü yazar John Steinbeck’in Mayıs 1953 tarihinde Harper’s Bazaar dergisinde yazdığı bir yazı kasabanın kaderini değiştirdi. Steinbeck “Positano derin ısırıyor/ “Positano bites deep” başlıklı yazısında kasabayı öne çıkararak bir “rüya yeri” olarak tanımladı. Yazının ardından kasaba özellikle sanatçıların yoğun ilgisini çekti; bir çok ünlü sanatçı kasabada kalıcı olarak yaşamaya başladı. Eski evler restore edilerek villalara dönüştürüldü.

Positano, gelişme
Fotoğraf: pixabay.com

Kasabanın Napoli ve diğer kentlerle olan bağlantı yollarının yenilenmesi ise gerçek bir turizm patlamasına neden oldu. Positano tarihi, mimarisi ve plajları ile günümüzde dünyanın en ünlü turistik yerleri arasında bulunuyor.

Göz okşayan mimari karışımlar

Positona’nın mimari yapısına genellikle İslami bir tarz olan mağribi tarzı hakim. Bu tarz dışındaki yapılar ise genellikle tek tip; düz bir geometrik karaktere sahip, sıva ile kaplı ve kiremit çatılı.

Positano, mimari
Fotoğraf: pixabay.com

Kasabada ayrıca Yunanlılar, Romalılar ve Pisanlar tarafından inşa edilen ve restore edilerek kullanılan çok sayıda görkemli villa da yer alıyor. Bu villalar daha çok İtalyan, Norman ve avant garde stilinin bir birleşimi uygulanarak restore edilmiş.

Positano, sokaklar
Fotoğraf: pixabay

Positano’ya farklı bir kişilik kazandıran özelliklerinden bir tanesi de sokakları. Tüm sokaklar dik yokuş ve oldukça dar. Aslında sokak yerine merdiven demek daha doğru çünkü bir tanesi hariç diğer tüm yollar merdivenlerden oluşuyor.

Kasabanın merkezi meydanı ve ana buluşma noktası olan Piazza dei Mulini, Positano’nun karakteristik dar sokaklarıyla çevrili. Roma imparatoru Tiberius dönemine ait eski bir değirmenin adını taşıyan meydanda küçük ve sevimli el sanatları dükkanlarının yanı sıra lüks butikler yer alıyor.

Positano, Piazza dei Mulini
Piazza dei Mulini ve dükkanlar Fotoğraf: fotoeweb.it

Basamakların kenarlarına bile kurulmuş, pek çoğu labirenti andıran dükkanlarda “Positano modası” olarak adlandırılan el yapımı deri sandaletler ve keten giysiler ile bölgeye özgü renkli seramikler ve limondan üretilen bir içki olan limoncello satılıyor.

Santa Maria Assunta Kilisesi ise kasabanın en önemli yapısı ve ikonik sembolü. Positano’nun kültürel, dini ve mimari dokusunun önemli bir parçası olan kilisede siyah Meryem tablosu da yer alıyor. Onuncu yüzyılın ikinci yarısında bir Benediktin katedrali olarak inşa edilmiş olan yapı on sekizinci yüzyılda detaylı bir restorasyon geçirmiş. Restorasyon sırasında kilisenin orijinal neoklasik tarzı korunmuş ve yapıya görkemli bir de çan kulesi eklenmiş.

Kilisenin en göze çarpan mimari kısmını kubbesi oluşturuyor. Kubbe, İtalya’da 1400’lü yıllardan beri üretilen ve özellikle rönesans döneminde çok kullanılan sarı ve yeşil renkli mayolika çinileriyle kaplanmış.

Santa Maria Assunta Kilisesi’nin içi de restorasyon sırasında dekore edilmiş. Beyaz ve altın renklerin hakim olduğu iç alanda Napoliten kuyumculuk sanatının değerli örneklerini yer alıyor.

Positano: Doğa, tarih ve mimarinin dikey manzarası yazısı Kilsan Blog sitesine aittir.


VIA 57 West

Piramit şeklindeki dinamik mimarisi ile New York siluetini şekillendiren yapılardan biri olan VIA 57 West, yepyeni bir mimari tipoloji yaratıyor. Avrupa mimarisinin avlusu ile Amerikan mimarisinin gökdelenlerini bir araya getiren modern yapı, tamamlandığı yıl olan 2016’da Yüksek Binalar ve Kentsel Yaşam Alanı Konseyi (CTBUH) tarafından Amerika’daki en iyi yüksek bina ödülünü aldı. VIA 57 West, […] VIA 57 West yazısı Kilsan Blog sitesine...

VIA 57 West, genel

Piramit şeklindeki dinamik mimarisi ile New York siluetini şekillendiren yapılardan biri olan VIA 57 West, yepyeni bir mimari tipoloji yaratıyor. Avrupa mimarisinin avlusu ile Amerikan mimarisinin gökdelenlerini bir araya getiren modern yapı, tamamlandığı yıl olan 2016’da Yüksek Binalar ve Kentsel Yaşam Alanı Konseyi (CTBUH) tarafından Amerika’daki en iyi yüksek bina ödülünü aldı.

VIA 57 West, New York
Fotoğraf: © Iwan Baan

VIA 57 West, günümüzün ünlü mimarlarından Bjarke Ingels’ın liderlik yaptığı BIG mimarlık ofisi tarafından tasarlanmış kapsamlı bir rezidans kompleksi. New York’un en dinamik semtlerinden birinde ve Hudson Nehri’nin kıyısında yer alan yenilikçi kompleks, konumu nedeniyle hem kentin hareketli ve heyecanlı ruhunu hem de doğanın huzurunu bir arada bulunduruyor.

VIA 57 West, melez yapı
Fotoğraf: © Iwan Baan

Avrupa-Amerika melezi

VIA 57 West’in en dikkat çekici özelliklerinden biri Avrupa mimarisinde sıkça görülen avlu ile Amerikan mimarisinin vazgeçilmezi olan gökdelen yaklaşımını bir araya getiriyor olması. Tasarımını yapan BIG ekibi, Courtyard (avlu) ve skyscraper (gökdelen) kelimelerini birleştirerek binaya “Courtscraper” takma adını vermiş. Her iki mimarinin birleşimiyle ortaya çıkan melez tasarım, VIA 57 West’e çekici avantajlar sağlıyor. Geleneksel Manhattan tarzını sergileyen 142 metrelik zirve yüksekliği ile bir gökdelenin geniş manzarasını sunan yapı, Avrupa’nın klasik avlu anlayışı ile de hem yapıya kompakt bir görünüm kazandırıyor hem de bina sakinleri için samimi, güvenli ve yemyeşil bir sosyal ortam yaratıyor.

VIA 57 West, kuşbaşı görünüm
Avlunun kuşbaşı görünümü Fotoğraf: © Iwan Baan

Binanın merkezinde bulunan avlu, yapının üç köşesine eğim verilerek ve kuzey doğu köşesi zirveye doğru kaldırarak oluşturulmuş. Hudson Nehri’ne doğru geniş bir eğim oluşturan avlu böylece dairelerin Hudson Nehri manzarasını görmesini sağladığı gibi, güneşin bloğun derinliklerine taşınmasına da olanak veriyor. Yerleşim olarak üçüncü kat seviyesinde yer alan avluya büyük bir merdivenle ulaşılıyor. Bazı daireler ise doğrudan avluya açılıyor.

Çocuk odası ve oyun odası gibi olanaklarla zenginleştirilen avlu, binada yer alan spor, kültür ve eğlence alanları ile hem görsel hem de fiziksel olarak iletişim kuruyor. Toplamda 22 bin metrekarelik bir alana yayılan avlunun tasarımında Kopenhag’ın kentsel vahalarından esinlenilmiş ve Central Park’ın peyzaj mimarisi örnek alınarak park alanlarının yanı sıra çimenlik ve ormanlık alanlar da oluşturulmuş.

VIA 57 West, lobi
Binanın girişinde bulunan lobi Fotoğraf: © Iwan Baan

VIA 57 West’in tasarım konseptinde uygulanan melez yaklaşım iç mekan konseptine de yansımış. İskandinav ve Amerikan karışımı iç tasarımda klasik İskandinav yaklaşımı New York gelenekleri ile harmanlanmış. Beyaz duvarların oluşturduğu sade tasarıma meşe zeminler ve tuğla duvar dokuları ile hareket kazandırılmış.

Mimari dinamizm

Dikdörtgen bir tabandan yükselen piramit formundaki VIA 57 West’in şekli, bakış yönüne göre değişim gösteriyor. Batı tarafından eğimli bir piramit gibi görünen bina, doğu tarafında etkileyici bir kuleye dönüşüyor.

VIA 57 West, dinamik mimari
Fotoğraf: © John W. Cahill / skyscrapercenter.com

Binadaki eğim alçak yapılar ile yüksek katlı konut kuleleri arasında ölçek geçişine izin veriyor. Bu mimari dinamizm, toplamda 830.995 metrekare alan kullanan konutlara oldukça karmaşık, benzersiz ve yararlı bir yerleşim sağlıyor.

VIA 57 West, avludaki daireler balıksırt şeklinde düzenlenmiş
Fotoğraf: fieldcondition.com

Avluya bakan daireler gün ışığı ve manzarayı yakalamak için 45 derecelik bir açı ile balıksırtı şeklinde düzenlenmiş. Bu dairelerde, bina sakinleri ile yoldan geçenler arasındaki etkileşimi artırmak için cumbalı balkonlar bulunuyor.

VIA 57 West, kule görünüm
Fotoğraf: © John W. Cahill / skyscrapercenter.com

Eğimli çatıda bulunan daireler ise, basit bir düz yüzeyden oluşuyor. Burada bulunan her daire güneye bakan teraslarla hareketlendirilmiş.

Otuz dört katlı VIA 57 West’in otuz iki katına yayılmış 709 konut ve her türlü yaşam seçeneğine uygun 178 farklı kat planı yer alıyor. Binanın giriş ve ikinci katlarında ise tiyatro ve sanat sergilerinin yapıldığı kültürel alanlar ile çeşitli mağazaların yer aldığı ticari alanlar bulunuyor. Bu iki kat halka açık olarak işlev görüyor.

Yeşil vizyon

VIA 57 West, hem doğaya saygı duyan yeşil yaşamı hem de konut sakinlerinin konforunu destekleyen sürdürülebilirlik vizyonuyla tasarlanmış. İnşaatta kullanılan malzemeler çevresel etkileri dikkatlice düşünülerek seçilmiş. Su tasarrufuna ve enerji kullanımını azaltmaya odaklanarak planlanmış olan binada günde 60 bin galon su geri dönüştürülüyor.

VIA 57 West yazısı Kilsan Blog sitesine aittir.


Şifa veren mimari

Türkçe altyazı için video ayarlarında altyazı bölümünde Türkçe seneğini işaretleyiniz. Şifa veren mimari Mimari, tuğlaların düzgün bir şekilde dizilmesinden daha fazla anlam taşır. Bu sıradışı konuşmada Michael Murphy, kendisinin ve ekibinin tasarımı nasıl basit bir proje olmaktan çok daha öteye taşıdıklarını anlatıyor. Hava akımından ışık düzenine, bütünsel bir yaklaşımla hem topluluk, hem de (güzel) binalar oluşturuyorlar. […] Şifa...

Türkçe altyazı için video ayarlarında altyazı bölümünde Türkçe seneğini işaretleyiniz.

Şifa veren mimari

Mimari, tuğlaların düzgün bir şekilde dizilmesinden daha fazla anlam taşır. Bu sıradışı konuşmada Michael Murphy, kendisinin ve ekibinin tasarımı nasıl basit bir proje olmaktan çok daha öteye taşıdıklarını anlatıyor. Hava akımından ışık düzenine, bütünsel bir yaklaşımla hem topluluk, hem de (güzel) binalar oluşturuyorlar. Bu konuşmada bizi Ruanda ve Haiti gibi ülkelerdeki projelerde yolculuğa çıkarıyor ve Amerika’nın güneyindeki kalplere şifa olacağını umduğu etkili ve duygulandırıcı Barış ve Adalet Anıtı planını açıklıyor.

Şifa veren mimari yazısı Kilsan Blog sitesine aittir.


Link to Category: Blog Articles

Or if you prefer use one of our linkware images? Click here

Social Bookmarks


Available Upgrade

If you are the owner of Mimari, sanat, tasarım, cevre, yasam | Kilsan Blog, or someone who enjoys this blog why not upgrade it to a Featured Listing or Permanent Listing?


Follow your favorite blogs and discover new ones.