Blogging Fusion Blog Directory the #1 blog directory and oldest directory online.

Mimari, sanat, tasarım, cevre, yasam | Kilsan Blog

Home Mimari, sanat, tasarım, cevre, yasam | Kilsan Blog

Mimari, sanat, tasarım, cevre, yasam | Kilsan Blog

Rated: 2.00 / 5 | 725 listing views Mimari, sanat, tasarım, cevre, yasam | Kilsan Blog

Turkey

 

General Audience

  • Kilsan TuÄŸla
  • March 15, 2017 02:35:41 AM
SHARE THIS PAGE ON:

A Little About Us

Estetik, farklı, çevreci yapılar, mimari izler bırakan mimar ve mühendisler, mimarlık, ekolojik gelişmeler, yaşama renk katan tasarımlar, sanatçılar, sanat eserleri

Listing Details

Listing ID: 31265 Get VIP Status?

Website URL: http://www.kilsanblog.com

: Report Blog Listing This is a free listing which requires a link back!

Google Pagerank: 1

Website Tags: mimari - mimarlık - inşaat - sanat - tasarım - çevre - ekoloji - yapı

Categories:
Blog Articles

Audience Rating: General Audience

Platform: WordPress

Listing Statistics

Add ReviewMe Button

Review Mimari, sanat, tasarım, cevre, yasam | Kilsan Blog at Blogging Fusion Blog Directory

Add SEO Score Button

My Blogging Fusion Score

Google Adsense™ Share Program

Alexa Web Ranking: 1,515,154

Alexa Ranking - Mimari, sanat, tasarım, cevre, yasam | Kilsan Blog

Subscribe to Mimari, sanat, tasarım, cevre, yasam | Kilsan Blog

Dev Yapılar: Alp Dağı Tüneli – İsviçre

Dev Yapılar: Alp Dağı Tüneli – İsviçre Dev Yapılar: Alp Dağı Tüneli – İsviçre yazısı Kilsan Blog sitesine aittir.

Dev Yapılar: Alp Dağı Tüneli – İsviçre

Dev Yapılar: Alp Dağı Tüneli – İsviçre yazısı Kilsan Blog sitesine aittir.



Anıtkabir, Atatürk’ün görkemli anıt mezarı

Anıtkabir, Atatürk’ün ölümü sonrası kendisine duyulan sevgi ve saygıyı ifade etmek ve temsil ettiği değerleri hatırlatıp yaşatmak üzere yapılan görkemli bir anıt mezar. Mimari projesi uluslararası bir yarışmayla seçilen Anıtkabir, bir anıt mezar olmanın ötesinde cumhuriyetin önemli simg width='100%' elerinden biri olarak da kabul ediliyor. Anıtkabir’in yer seçimi Anıtkabir’in yapılacağı bölgenin belirlenmesi için hükümet tarafından hızla özel...

Anıtkabir, Atatürk'ün görkemli anıt mezarı

Anıtkabir, Atatürk’ün ölümü sonrası kendisine duyulan sevgi ve saygıyı ifade etmek ve temsil ettiği değerleri hatırlatıp yaşatmak üzere yapılan görkemli bir anıt mezar. Mimari projesi uluslararası bir yarışmayla seçilen Anıtkabir, bir anıt mezar olmanın ötesinde cumhuriyetin önemli simg width='100%' elerinden biri olarak da kabul ediliyor.

Anıtkabir genel görünüm


Anıtkabir’in yer seçimi

Anıtkabir’in yapılacağı bölgenin belirlenmesi için hükümet tarafından hızla özel bir komisyon kuruldu. Komisyonun araştırmaları sonucu Ankara’da pek çok alternatif yer belirlendi. Çankaya, Etnografya Müzesi, Kabatepe (Büyük Millet Meclisinin arkasındaki tepe), Ankara Kalesi, Bakanlıklar, Eski Ziraat Mektebi, Gençlik Parkı, Altındağ ve Gazi Orman Çiftliği seçenekleri arasında en çok üzerinde durulan bölge Çankaya idi. Atatürk’ün uzun yıllar Çankaya’da yaşaması ve burayı hatıralarının yaşayacağı yer olarak ifade etmesi bu olasılığın öne çıkmasının başlıca nedenleriydi.

Rasattepe'den Ankara şehrinin görünümü
Rasattepe’den Ankara şehrinin görünümü

Daha sonra Anıtkabir’in yapılacağı yerin kesin olarak belirlenmesi amacıyla bir üst komisyon kuruldu. Komisyon başkanının yeni yer önerilerinin yapılabileceğini belirtmesi üzerine Trabzon Milletvekili Yüksek Mühendis Mithat Aydın, Ankara’nın çeşitli bölgelerini gezerek araştırma yapmaya başlar. Bu gezileri sırasında Rasattepe’ye çıkan Aydın, şehrin ortasında ve yüksekte bulunan, çevresi de boş olan bu tepenin Ankara’nın her yerinden görüneceğini belirterek son komisyon toplantısında öneride bulunur. Anıtkabir için Çankaya konusunda ısrarcı olan çoğu komisyon üyesi Rasattepe’yi inceledikten sonra fikirlerini değiştirdi. Süreyya Örgeevren’in Rasattepe ile ilgili değerlendirmeleri ve İçel Milletvekili Emin İnankur’un Atatürk’le bu tepede bulundukları sırada Atatürk’ün “Bu tepe ne güzel bir anıt yeri” dediği anısını anlatması sonrasında yapılan oylamada Anıtkabir’in yeri olarak büyük çoğunlukla Rasattepe kabul edildi.

Rasattepe

Daha sonra Anıttepe ismini alacak olan Rasattepe’de tepeye ismini veren küçük rasat istasyonları bulunmaktaydı. Aynı zamanda bu tepede Frigler’den kalan tümülüsler de bulunmaktaydı. Bunlar, toprak içinde oda şeklinde yapılan ve içerisine ölen kişi ile beraber eşyaları, silah ve yiyecek konularak üstü kalaslarla kapatılan sonra da toprak yığılarak küçük bir tepe haline getirilen mezarlardı. Ankaralılar bu küçük tepeler nedeniyle buraya ‘Beştepeler’ ismini takmıştı. Anıtkabir’in inşaatı öncesi gerekli arkeolojik kazılar yapılarak bulunan tüm tarihi eserler sergilenmek üzere Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ne gönderilmiştir. Daha sonraki yıllarda yapılan jeolojik incelemelerde 40 metreye varan sondajlar yapılmış ve tepenin içinde büyük boşluklar (galeriler) bulunmuştur. Bu tespit sonrası, Anıtkabir’in mimari projesinde gerekli değişiklikler yapılarak, yaklaşık 150 bin tonluk yapının temeli her tarafından demir potrel ve tellerle desteklenerek, bir geminin su altındaki kısmına benzer şekilde toprağın içine yerleştirilmiştir.

Anıtkabir'in inşaatı

 


Anıtkabir mimari projesinin belirlenmesi

Anıtkabir’in yeri belirlendikten sonra yapılacak anıtın mimari tasarımını belirlemek üzere bir proje yarışması yapılması kararlaştırıldı. Yeni bir komisyon kurularak Anıtkabir’in genel özellikleri ile gerekliliklerini belirledi ve bir bildiri olarak yayınladı. Yarışmanın ilk duyurusu 18 Şubat 1941 tarihinde yapıldı. 1 Mart 1941’de şartnamenin yayınlanması ile yarışma resmen başlamış oldu. Projelerin teslim edilmesi için belirlenen 8 aylık yarışma süresi, özellikle 2. Dünya Savaşı’nın en şiddetli çarpışmalarının yaşandığı ülkelerden gelen talepler doğrultusunda 4 ay daha uzatıldı. Beklentilerin üstünde ilgi uyandıran yarışmaya Türkiye, Almanya, İtalya, Avusturya, İsviçre, Fransa ve Çekoslovakya’dan toplam olarak 49 mimari proje katıldı. Projelerin tarafsız olarak değerlendirilmesi için ünlü Alman mimar Prof. Paul Bonatz, İsviçreli mimar Prof. İvar Tengbom ve Macar mimar Prof. Karoly Wichinger ile ünlü Türk mimarlar Prof. Arif Hikmet Holtay, Bayındırlık Bakanlığı Yapı ve imar işleri Reisi Yüksek Mimar Muammer Çavuşoğlu ve Ankara İmar Müdürü Yüksek Mimar Muhlis Sertel’in yer aldığı uluslararası bir jüri oluşturulmuştu.

Paul Bonatz'ın Anıtkabir'in mimari tasarımı ile ilgili notları
Paul Bonatz’ın Anıtkabir’in mimari tasarımı ile ilgili notları

Jürinin çalışmaları sonucu 3 proje ödüle hak kazanmış, 5 projeye ise mansiyon ödülü verilerek hükümete satın alması tavsiye edilmiştir. Jüri ödüle layık görülen 3 proje arasında bir tercih yapamamış ama her proje ile ilgili eleştirilerini belirtmiş ve bazı değişiklikler yapılmasını tavsiye etmiştir. Bunlar, Almanya’dan, ünlü Tannenberg Anıtı’nı yapan Prof. Johannes Kruger, İtalya’dan Prof. Arnaldo Foschini ve Türkiye’den Prof. Emin Onat ile Doçent Orhan Arda’nın eserleriydi.

Yarışma şartnamesindeki bir maddeyle belirtildiği üzere hükümetin, jürinin ödüle değer gördüğü 3 projeden birini seçme yetkisi vardı. Hükümet bir çok uzmanın görüşüne başvurmuş ve jürinin araziye çok daha uygun değerlendirmesini de göz önünde bulundurarak Prof. Emin Onat ile Doç. Orhan Arda’nın eserini Anıtkabir’in mimari projesi olarak belirlemiştir. Diğer iki proje de ikinci sayılmış, seçilen projenin de jürinin belirttiği değişiklik ve düzeltmeler yapıldıktan sonra uygulanmasına karar verilmiştir.

Projede yapılması öngörülen tüm değişiklik ve iyileştirmelerin tamamlanmasının ardından, bu süreci takip ve denetleme amacıyla kurulan komisyonun 18 Kasım 1943 tarihli kararıyla Anıtkabir’in mimari projesinin tamamlandığı ve inşaatın başlayabileceğine yönelik karar alınmıştır. Yasal prosedürlerin tamamlanması ve açılan ihalelerin sonuçlanmasını takiben 9 Ekim 1944 günü yapılan görkemli temel atma töreniyle Anıtkabir’in inşaatı resmen başlamıştır.

Paul Bonatz'ın Ulus Gazetesi'nde yayınlanan Anitkabir'le ilgili 10 Kasim 1944 tarihli yazısıPaul Bonatz'ın Ulus Gazetesi'nde yayınlanan Anitkabir'le ilgili 10 Kasim 1944 tarihli yazısının devamı


Anıtkabir’in inşaatı

Anıtkabir’in inşaatının 4 aşamada tamamlanması planlanmıştır. İlk aşamada toprak tesviyesinin ve aslanlı yolun istinat duvarlarının yapılması, ikinci aşamada mozole ve yardımcı binaların inşa edilmesi, üçüncü aşamada anıta çıkan yollar, aslanlı yol ve tören meydanının taş kaplamaları, mozole üstünün taş kaplaması, merdiven basamakları, lahit taşının yerleştirilmesi ve tesisat işlerinin yapılması, dördüncü aşamada şeref holünün döşemesi, tonozlar alt döşemeleri ve şeref holü çevresi taş profilleri ile saçak süslemelerinin yapılması kararlaştırılmıştır.

Tüm aşamalar planlandığı gibi ilerlemiş, yalnızca son aşamada Anıtkabir’in daha düşük maliyetle ve daha erken bitirilmesi konusunda bir araştırma talep edilmiştir. Yapılan çalışmalar sonucu, şeref holünün projede belirlenen 28 metrelik yüksekliğini azaltıp, mozolenin üzerinde yer alması planlanan, milli mücadele ve Türk inkılabını canlandıran kabartmalarla bezeli duvarlardan oluşan ikinci kattan vazgeçilmesi ile bunun mümkün olacağı rapor edilmiştir. Hükümet onayıyla projede belirtilen değişiklikler yapılarak Anıtkabir’in inşaatı tamamlanmıştır. 9 Ekim 1944’de başlayan inşaat 1 Eylül 1953 tarihinde bitirilmiştir. Atatürk’ün naaşı 10 Kasım 1953 günü 15 yıldır gömülü bulunduğu Etnografya Müzesi’nden alınarak, top arabası ile Anıtkabir’e getirilmiş ve mozolenin zemin katındaki mezar odasında ülkenin dört bir yanından getirilen toprağa defnedilmiştir.

Anıtkabir’in mimari özellikleri
Anıtkabir


İkinci Ulusal Mimarlık Dönemi’nin etkileri

Türkiye’de mimarlık alanında 1940-1950 yılları arası, ‘İkinci Ulusal Mimarlık Dönemi’ olarak adlandırılır. 1930’lu yıllarda Türkiye ve dünyada yaşanan gelişmeler bu dönem bakış açısının oluşmasında etkili olmuştur. Bunların en önemlileri yapılan devrimsel değişiklikler ve Türkiye’nin gelişimi, Atatürk’ün ölümü, 2. Dünya Savaşı’nın başlaması ve savaşın getirdiği maddi, manevi yüklerdir. Bu dönemde yapılarda anıtsal bir yaklaşım benimsenmiş, tasarımlarda simetrinin önemi artmış, kesme taş kullanılan büyük boyutlu binalar öne çıkmıştır. Geleneksel ve yerel bir mimari felsefe ağırlık kazanarak, yapıların hem mimari tasarımında kültürel özgünlüğe sahip olması hem de yapımında yerel malzeme ve işçilik kullanılması görüşü benimsenmiştir. Bu dönem Türk mimarisinin bir eseri olan Anıtkabir, döneme ait mimari özelliklerini taşımakla birlikte tasarımı ve inşaatıyla bu dönem içinde sürekli gündemde kalması, projenin yapısal büyüklüğü ve duygusal etkisinin yoğunluğu ile aynı zamanda dönemi besleyen bir unsurdur.

Anıtkabir'in panoramik fotoğrafı
Fotoğraf: Mardetanha

Anıtkabir’in mimarisi yapısı

Anıtkabir, Barış Parkı ile aslanlı yol, tören meydanı ve mozoleyi içine alan Anıt Bloku olarak iki bölüme ayrılır. Anıt Bloku’ndaki üç ana bölümün çeşitli yerlerinde ise İsmet İnönü’nün lahti, kuleler, heykeller, müze, kütüphane, galeri gibi ek yapılar bulunmaktadır. Anıtkabir’in 750 bin metrekarelik toplam alanının 620 bin metrekarelik bölümü Barış Parkı, 130 bin metrekarelik bölümü ise Anıt Bloku’na aittir.

Anıtkabir’de, Anıt Bloku’nun kenar ve köşelerine yerleştirilmiş, dikdörtgen plan üzerine kurulu, tepesinde bronz mızrak ucu  bulunan piramit çatılarla örtülü kule olarak tanımlanan aynı özelliklerde 10 adet yapı bulunmaktadır. Her biri Kurtuluş Savaşı ve Türkiye Cumhuriyeti ile ilgili bir temayı temsil eden bu kuleler, Hürriyet, İstiklal, Mehmetçik, Zafer, Barış, 23 Nisan, Misak-ı Milli, İnkılap, Cumhuriyet ve Müdafaa-i Hukuk adlarını taşımaktadır. İç ve dış yüzeylerinde kulenin ismiyle ilgili kabartmalar ve Atatürk’ün ilgili özdeyişleri bulunan kulelerde eski Türk kilim desenlerinden alınmış, fresk tekniğinde geometrik süslemeler de görülür. Kulelerin duvarları tematik anlatımlar için kullanılırken iç kısımları da sergi ve bilgilendirme alanları olarak değerlendirilmiştir.

Anıtkabir'in girişi

Anıtkabir’in yapıları betondan inşa edilmiş, dış kısımlar kolay işlenebilen çeşitli renklerde, gözenekli travertenlerle kaplanmış; mozole içi kaplamalarda ise ülkenin farklı yerlerinden getirilen farklı renk ve dokuda mermerler tercih edilmiştir.

Anıtkabir aslan heykelleri, ve giriş kısmındaki heykeller ve kuleler
Fotoğraf: Dennis Jarvis

Heykel grupları, aslan heykelleri ve mozole kolonlarında kullanılan beyaz travertenler Kayseri Pınarbaşı ilçesinden, kulelerin iç duvarlarında kullanılan beyaz travertenler ise Polatlı ve Malıköy’den getirilmiştir. Kayseri Boğazköprü mevkiinden getirilen siyah ve kırmızı travertenler tören meydanı ve kulelerin zemin döşemelerinde, Çankırı Eskipazar’dan getirilen sarı travertenler zafer kabartmaları, şeref holü dış duvarları ve tören meydanını çevreleyen kolonların yapımında kullanılmıştır.

Barış Parkı

Anıtkabir Barış Parkı hava fotoğrafı

Bir tepeye inşa edilen Anıtkabir’in inşaatı sırası ve sonrasında çevresinde oluşabilecek toprak kaymalarını önlemek, yeşil bir kuşak oluşturarak yapının çevresindeki yerleşim alanlarından ayrışmasını sağlamak, alanın estetik ve etkileyiciliğini artırmak amacıyla Anıt Bloku çevresindeki geniş bir bölgede ağaçlandırma çalışmaları yapılmıştır. Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” özdeyişinden ilham alınarak Barış Parkı olarak adlandırılan bu alana aynı yaklaşımla Türkiye’nin farklı bölgelerinden ve 24 ülkeden getirilen, iklime uygun ağaç ve çeşitli bitki türleri dikilmiştir. Barış Parkı’nda 104 farklı türde, yaklaşık 48.500 adet ağaç ve süs bitkisi bulunmaktadır.

Aslanlı Yol

Anıtkabir aslanlı yol

Anıtkabir’e giriş alanından tören meydanına kadar uzanan 262,20 metre uzunluğunda ve 12,80 metre genişliğindeki yola, iki yanında yol boyunca sıralanan aslan heykelleri nedeniyle ‘Aslanlı Yol’ denilmektedir. İnsanların mozoleye giderken düşünmesi ve duygusal olarak hazırlanmasını sağlamak amacıyla yapılan bu uzunca yürüyüş yolu farklı ülkelerdeki anıt mezar, tapınak vb. yapılarda da kullanılan bir mimari öğedir.

Anıtkabir'deki aslanlı yoldaki aslan heykelleriYol boyunca, 6 çift sağda 6 çift de solda olmak üzere yola bakar şekilde yerleştirilmiş, birbirin aynısı 24 aslan heykeli 24 Oğuz boyunu temsil etmektedir. Eski Anadolu kültüründe, özellikle de Hititlerde gücün sembolü olması sebebiyle tercih edilen aslan figürünün çift olarak yerleştirilmesi Türk milletinin birlik ve beraberliğini simg width='100%' elerken, yere uzanmış pozisyonda olmaları da güçlü olduğu kadar barışçıl bir millet olduğumuzu vurgulamaktadır. Hüseyin Anka Özkan tarafından yapılan aslan heykelleri, Anadolu’da büyük bir devlet kuran Hititlerin sanatsal tarzını yansıtmakta ve arkeolojik kazılarda bulunan Hitit aslanlarıyla benzerlikler taşımaktadır. Yolun iki yanında bulunan sık ardıç ağaçları, ziyaretçilerin şehir görüntüsünden ve günlük yaşamın sorunlarından uzaklaşarak mozole ziyaretine duygusal ve düşünsel olarak daha iyi yoğunlaşmalarını sağlar. Aslanlı Yol’un sonunda bayrak direği ve arkada Atatürk’ün anılarıyla dolu Çankaya semti görünmektedir.

Anıtkabir'in girişinde yer alan kadın ve erkek heykel gruplarıAslanlı Yol’un sağ başında İstiklal Kulesi, sol başında ise Hürriyet Kulesi bulunmaktadır. Kule içlerinde istiklal ve hürriyet konulu kabartmalar bulunmakta, dış duvarlarında ise Atatürk’ün istiklal ve hürriyet ile ilgili sözleri yer almaktadır. İstiklal Kulesi önünde bulunan ve üç kadın heykelinden oluşan ‘kadın heykel grubu’, Türk kadınlarının Atatürk’ün ölümünün derin acısı içinde bile gururlu, ağırbaşlı ve azimli oluşunu anlatmaktadır. Hürriyet Kulesi önünde ise asker, elinde kitap tutan aydın ve arkada duran köylü olmak üzere üç erkek heykelinden oluşan ‘erkek heykel grubu’ da yine Türk ulusunun duyduğu derin acıyı anlatmaktadır. Bununla birlikte, milletin her kesimden insanının, güçlü bir ülke yaratmak üzere birlik içinde dimdik ayakta durduğunu da ifade etmektedir. Aslanlar gibi iki heykel grubu da yine Hüseyin Anka Özkan’a aittir.

Tören Meydanı

Anıtkabir tören meydanıAslanlı yolun sonunda yer alan Tören Meydanı, 129×84,25 metre boyutlarında, anma törenleri ve benzeri etkinlikler için kullanılan 15 bin kişi kapasiteli boş bir alandır. Meydanın zemininde, kırmızı, beyaz, sarı ve siyah renklerde traverten taşlardan 373 adet soyut halı ve kilim deseni oluşturulmuştur.

Aslanlı Yol’un bitişi ve Tören Meydanı’nın girişinde, sağ tarafta Mehmetçik Kulesi, sol tarafta ise Müdafaa-i Hukuk Kulesi bulunmaktadır. Mehmetçik Kulesi’nin dış yüzündeki kabartmada cepheye gitmekte olan Mehmetçiğin evinden ayrılışı ifade edilmekte, Müdafaa-i Hukuk Kulesi’nin dışında yer alan kabartmada ise, Kurtuluş Savaşı’nda ulusal birliğin temeli olan Müdafaa-i Hukuk anlatılmaktadır.

Anıtkabir bayrak direğiMeydanda bulunan bayrak direği 4 metresi kaidenin altında olmak üzere toplam 33,53 metre yüksekliği ve yaklaşık 5 ton ağırlığı ile dünyadaki sayılı tek parça çelik direklerden biridir. ABD’de yaşanan Türk asıllı Amerikan vatandaşı Nazmi Cemal tarafından, kendi bayrak direği fabrikasında üretilerek 1946 yılında Anıtkabir’e hediye edilmiştir. Anıtkabir’e 9 Kasım 1950’de dikilen direğin, ODTÜ tarafından hazırlanan raporda meteorolojik nedenlerle yıprandığı belirlenmiş ve bunun üzerine 2013 yılında orijinaline göre hazırlanan yeni direkle değiştirilmiştir. Direğin kaidesi üzerinde bulunan ve Türkiye Cumhuriyeti’nin değerlerini simg width='100%' eleyen kabartma eser Kenan Yontuç’a aittir.

Tören Meydanı’nı çevreleyen tematik kulelerden 23 Nisan ve Barış Kulelerinde Atatürk’ün kullandığı otomobiller sergilenmektedir. Zafer Kulesi’nde ise Atatürk’ün naaşını top arabası bulunmaktadır. Barış ve Zafer Kuleleri arasında İsmet İnönü’nün lahdi, Misak-ı Milli ve İnkılâp kuleleri arasındaki alanda ise Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi’nin bir bölümü yer almaktadır.

Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi (Anıtkabir Atatürk Müzesi)

21 Haziran 1960 tarihinde Anıtkabir Atatürk Müzesi adıyla açılan 2200 metrekare alana kurulu müzeye daha sonra 2002 yılında, Mozole’de Şeref Salonu’nun altında bulunan 3 bin metrekarelik sütunlu alan da eklenerek ismi Kurtuluş Savaşı ve Atatürk Müzesi olmuştur. Büyütülen haliyle dört bölümden oluşan müzenin birinci bölümünde Atatürk’ün giysileri, eşyaları, madalya ve nişanları ile kendisine verilen hediyeler sergilenmektedir. İkinci bölümde Kurtuluş Savaşı’nı anlatan yağlı boya tablolar bulunmaktadır. Üçüncü bölümde Millî Mücadele ve devrimlerin anlatıldığı galeriler ile Mustafa Kemal Atatürk’ün mezar odası yer almaktadır. Dördüncü bölümde Atatürk’ün kütüphanesinde bulunan 3.123 adet kitabın sergilendiği Atatürk Özel Kitaplığı bulunmaktadır.

İsmet İnönü’nün Lahdi

İsmet İnönü'nün Anıtkabir'deki lahdiZafer ve Barış Kuleleri arasında yanları açık sütunların oluşturduğu galerinin ortasında, 25 Aralık 1973 tarihinde vefat eden Atatürk’ün en yakın silah arkadaşı, Kurtuluş Savaşı’nın Batı Cephesi komutanı ve 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün sembolik lahdi yer alır. Naaşı da lahdin altına yapılan mezar odasında toprağa verilmiştir. Lahit, Tören Alanı’nın diğer tarafında bulunan Atatürk lahdinin tam karşısındadır. Arasında bulunduğu iki kulenin Zafer ve Barış temalı olması hem savaş hem de barış yıllarında çok önemli görevler üstlenen İsmet İnönü’nün mezarının yerini daha da anlamlı hale getirmektedir. Sembolik lahit, ilk önce demir komiyer çerçeve üzerine mermer plakalar vidalanmak suretiyle çok kısa sürede imal edilmiş, daha sonra Ekim 1981’de lahidin mermer kaplaması yeşil Bilecik mermeri ile değiştirilerek yenilenmiştir.

Mozole

Anıtkabir mozole merdivenindeki hitap kürsüsüAnıtkabir’in en önemli ve görkemli yapısı mozoledir. Mozoleye, Tören Meydanı’ndan 42 basamaklı merdivenle çıkılmaktadır. Merdivenin orta kısmında Tören Meydanı’na dönük duran hitabet kürsüsü yer almaktadır.  Kenan Yontuç’un eseri olan, dairesel geometrik motiflerle süslü mermer kürsünün ortasında Atatürk’ün “Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir” sözü yazılıdır. Merdivenin iki yanında kabartma eserler vardır. Bunlardan biri Zühtü Müritoğlu’nun ‘Başkomutanlık Meydan Muharebesi’ konulu eseri ve diğeri de İlhan Koman’ın ‘Sakarya Meydan Muharebesi’ konulu eseridir.

Anıtkabir mozole

Girişe göre dikey olarak 52×72 metre ebatlarında, düz ve dikdörtgen planlı ve iki katlı bir yapı olan mozolenin üst kat yüksekliği 17 metredir. Beton kullanılarak inşa edilen dış duvarlar traverten ile kaplanmıştır. Mozolenin duvarları, köşe sütunlar hariç ön ve arkada sekiz, yan cephelerde ise 12’şer adet olmak üzere 14,40 metre yüksekliğinde sütunlarla çevrelenmiştir. Kare formlu sütunlar betondan yapılmış ve traverten kaplanmıştır. Sütunların arkasındaki ön duvarın sol bölümüne ‘Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’, sağ bölümüne ise Atatürk’ün cumhuriyetin kuruluşunun 10. yılında söylemiş olduğu ‘Onuncu Yıl Nutku’ altın harflerle kazınmıştır.

Anıtkabir mozole ve Atatürk'ün sembolik lahdi

Mozolenin asıl görünen kısmı olan giriş katında yer alan 17 metre tavan yüksekliğine sahip şeref holüne büyük bronz kapılardan girilir. Girişin sağında Atatürk’ün 29 Ekim 1938 tarihli Türk ordusuna son mesajı, solda ise 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün Atatürk’ün ölümü üzerine yayınladığı 21 Kasım 1938 tarihli Türk milletine taziye mesajı yer almaktadır. Şeref holünün zemini Adana ve Hatay’dan, yan duvarları ise Afyon ve Bilecik’ten getirilen kırmızı, siyah, yeşil ve kaplan postu mermerlerle kaplanmıştır.

Şeref holünün 27 kirişten oluşan tavanı ile yan galeri tavanları 16. ve 17. yüzyılların halı ve kilim desenlerinden oluşan mozaikler ile süslenmiştir. Şeref holünün yan duvarlarında altışardan 12 adet bronz meşale bulunmaktadır. Mozolenin üstü düz kurşun çatı ile örtülüdür.

Atatürk’ün Sembolik Lahdi

Anıtkabir mozolede Atatürk'ün sembolik lahdiAtatürk’ün sembolik lahdi, Mozole girişinin tam karşısında, holün diğer ucunda bulunan çok büyük bir pencerenin önündedir. Osmaniye’den getirilen lahit taşı tek parça kırmızı mermerden yapılmıştır ve 40 ton ağırlığındadır. Lahit taşının yer aldığı bölüm ise beyaz Afyon mermeri ile kaplıdır.

Mezar Odası

Mozolenin zemin katında, Kurtuluş Savaşı ve Atatürk Müzesi’nin sonradan eklenen bölümleri ve Atatürk’ün naaşının gömülü olduğu mezar odası bulunmaktadır. Bu katın, küçük pencereleri bulunan dış duvarları betondur ve üzeri travertenlerle kaplanmıştır. Mezar odası Selçuklu – Osmanlı kümbet mimarisi stilinde sekizgen planlı olup, piramit şeklinde tavanı geometrik motifli mozaiklerle süslenmiştir. Zemin ve duvarlar siyah, beyaz, kırmızı mermerlerle kaplanmıştır. Mezar odasının ortasında kıble yönünde kırmızı mermer sanduka yer almaktadır. Atatürk’ün mezarı üst katta bulunan lahdinin hizasında ve yaklaşık 7 metre altındadır. Mermer sandukanın çevresinde 81 ilden, Azerbaycan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden gönderilen toprakların konulduğu 83 pirinç vazo bulunmaktadır. Atatürk’ün naaşı, Suriye’deki Caber Kalesi, Kore’deki Türk şehitliği, Selanik’te doğduğu evin bahçesi, KKTC ve illerden getirilen toprakların harmanlandığı vatan toprağına defnedilmiştir.

Anıtkabir, Atatürk’ün görkemli anıt mezarı yazısı Kilsan Blog sitesine aittir.



Sanatın Tüm Öyküsü

Detaylı kültürel tarih cetveli ile sanat tarihini kronolojik olarak anlatan kitap, sanatsal gelişmelerin izini dönemden döneme ve akımdan akıma sürüyor. Kitapta yer alan geniş kapsamlı metinler görsellerle desteklenerek, resimden heykele, kavramsal sanattan performans sanatına dek sanatın tüm üsluplarını barındırıyor. Ayrıca her dönemin veya akımın tanımlayıcı özelliklerini somutlayan başyapıtlar, renk kullanımından görsel metaforlara, teknik yeniliklerden...

Sanatın Tüm Öyküsü, kitap

Sanatın Tüm Öyküsü, kitapDetaylı kültürel tarih cetveli ile sanat tarihini kronolojik olarak anlatan kitap, sanatsal gelişmelerin izini dönemden döneme ve akımdan akıma sürüyor.

Kitapta yer alan geniş kapsamlı metinler görsellerle desteklenerek, resimden heykele, kavramsal sanattan performans sanatına dek sanatın tüm üsluplarını barındırıyor. Ayrıca her dönemin veya akımın tanımlayıcı özelliklerini somutlayan başyapıtlar, renk kullanımından görsel metaforlara, teknik yeniliklerden kalıcı miraslara kadar detaylı olarak analiz ediliyor.

Yazar: Stephen Farthing
Çevirmen: Firdevs Candil Çulcu
Sayfa sayısı: 576
Yayınevi: Hayalperest Yayınevi

Sanatın Tüm Öyküsü yazısı Kilsan Blog sitesine aittir.



Aspen Sanat Müzesi

Aspen Sanat Müzesi, tasarımında ve yapımındaki yenilikçi, çevreci ve şeffaf tarzı ile geleneksel yaklaşımdan uzaklaşarak “müze binası” kavramına farklı bir bakış açısı kazandırıyor. Pritzker Ödüllü Japon mimar Shigeru Ban tarafından tasarlanan Aspen Sanat Müzesi, ABD’nin kayak merkezi olan Aspen kentinde yer alıyor. Kayak pistlerine ve Ajax Dağı’nın zirve manzarasına sahip olan müze, çağdaş sanatlara ev […] Aspen Sanat Müzesi yazısı Kilsan...

Aspen Sanat Müzesi, gece görünümü

Aspen Sanat Müzesi, tasarımında ve yapımındaki yenilikçi, çevreci ve şeffaf tarzı ile geleneksel yaklaşımdan uzaklaşarak “müze binası” kavramına farklı bir bakış açısı kazandırıyor.

Aspen Sanat Müzesi, genel görünüm
Fotoğraf: shigerubanarchitects.com

Pritzker Ödüllü Japon mimar Shigeru Ban tarafından tasarlanan Aspen Sanat Müzesi, ABD’nin kayak merkezi olan Aspen kentinde yer alıyor. Kayak pistlerine ve Ajax Dağı’nın zirve manzarasına sahip olan müze, çağdaş sanatlara ev sahipliği yapıyor.

Kayak pistleriyle uyumlu müze planı

Aspen Sanat Müzesi’nin en ilginç özelliği yerleşim planındaki farklılıkla ortaya çıkıyor. Plan, kayak pistlerindeki hareketi taklit etmek üzerine kurgulanmış. Müzeye, diğer müzelerdeki gibi sokak seviyesinde yer alan büyük bir salondan girilmiyor. Ziyaretçiler ilk olarak merdiven veya asansörle müzenin çatı katına çıkıyorlar. Galerileri yukarı çıkarak değil, aşağı inerek dolaşıyorlar. Böylece Aspen’deki kayak pistlerinde yaşanan “zirveye çıkmak ve kayarak inmek” eylemi müzeyi gezme şekli ile bütünleşmiş oluyor.

Fark yaratan özellikler

Müze, dar açılar, oval şekiller veya kıvrık duvarlardan arınmış bir tarza sahip. Binaya mimari farklılık kazandıran beş özellik bulunuyor: Cepheleri saran ahşap dokuma kafes, kafesin arkasındaki cam duvar, devasa bir merdiven, oda büyüklüğünde camdan bir asansör ve dalgalı ahşaptan oluşan çatı dekorasyonu.

Aspen Sanat Müzesi, cephe kafesi
Cepheyi saran kafes Fotoğraf: © Michael Moran

Ahşap kaplama içine yerleştirilmiş reçine ve kağıttan oluşan bir kompozitten dokunmuş kafes, binanın iki cephesinde geçirgen bir cephe oluşturuyor. Böylece kent ve dağ manzarası kalın duvarlar ardında kalmamış oluyor. Kafesin arkasında yer alan cam duvar ise, gün ışığının maksimum düzeyde müzeye girmesine olanak sağlıyor ve geceleri müze içten aydınlatıldığında binaya göz yormayan bir parlaklık kazandırıyor.

Yapının ahşap cephesine bitişik olarak yerleştirilmiş olan devasa merdivenler, cam duvar ile ikiye bölünüyor. Merdivenler cam duvar ile cephe arasındaki dış alanda on metre, iç alanda ise altı metre genişliğe sahip. Dış kısımdakiler direkt çatıya bağlanırken, iç kısımdakiler üç katlı yapının tüm katlarını birbirine bağlayarak galerilere geçiş sağlıyor. Oda büyüklüğündeki dev cam asansör de çatıya ve galerilere ulaşmak için ikinci bir tercih sunuyor.

Aspen Sanat Müzesi, merdivenler
Merdivenlerin dıştan ve içten görünümü Fotoğraflar: © Michael Moran

Üç katlı yapının çatısı aslında dördüncü bir kat oluşturuyor. Müzenin giriş fuayesi burada yer alıyor. Çatıda yer alan ahşaptan yapılmış dalgalı formlar açık alana dekoratif ve seçkin bir görünüm kazandırmış. Metal eklemlere ihtiyaç duymayan, sadece vidalarla birbirine bağlanan bu dalgalı formlar hem çatıyı destekliyor hem de etkinlik alanını barındırıyor.

Aspen Sanat Müzesi, çevre ile de oldukça dost. Müzede geri dönüşüm ve kompostlama ile sıfır atık uygulaması yapılıyor. Ayrıca, güneş panelleri ve stratejik olarak yerleştirilmiş tavan pencereleri ile enerji tüketimi en aza indiriliyor.

Geniş galeriler, kesintisiz manzara

Toplamda 33.000 metre kare alana sahip olan müzede altı adet galeri, sanatçı odaları, eğitim alanları ve stüdyolar yer alıyor. Galeriler büyük ölçekli heykel ve kurulumları barındırabilen esnek bölme duvarlara sahip; alanları oldukça geniş ve sütun içermiyor.

Çatıda ise giriş holü, halka açık toplantı alanı, etkinlik alanı ve heykel bahçesi bulunuyor. Heykel bahçesi, Aspen’in ana kayak merkezi olan Ajax Dağı’nın kesintisiz manzarasını sunmak için tasarlanmış. Bahçede keyifli vakit geçirmek ve dinlenmek için kafe ve bar da bulunuyor.

Aspen Sanat Müzesi yazısı Kilsan Blog sitesine aittir.



Dünyanın ilk dijital sanat müzesi

Dünyanın ilk dijital sanat müzesi olan ‘MORI Building DIGITAL ART MUSEUM: teamLab Borderless’, kültür ve sanatın önemli bir destekçisi olan Mori Building firması ile sanatın ifade edilmesi için dijital teknolojileri kullanan disiplinlerarası bir yaratıcı grup olan TeamLab arasındaki işbirlikçi bir girişim. 2018 yılının temmuz ayında açılan müze, Tokyo merkezinden bir köprüyle ulaşılan ve yüksek teknolojili […] Dünyanın ilk dijital sanat müzesi yazısı...

Dünyanın ilk dijital müzesi

Dünyanın ilk dijital sanat müzesi olan ‘MORI Building DIGITAL ART MUSEUM: teamLab Borderless’, kültür ve sanatın önemli bir destekçisi olan Mori Building firması ile sanatın ifade edilmesi için dijital teknolojileri kullanan disiplinlerarası bir yaratıcı grup olan TeamLab arasındaki işbirlikçi bir girişim. 2018 yılının temmuz ayında açılan müze, Tokyo merkezinden bir köprüyle ulaşılan ve yüksek teknolojili eğlence merkezi olarak tasarlanan yapay bir ada olan Odaiba üzerinde bulunmaktadır.

Mori Building Dijital Sanat Müzesi Weightless Forest of Resonating Life
Weightless Forest of Resonating Life

İnsanlar özgürce hareket eder, başka insanlarla bağlantı kurar ve duyuları aracılığıyla dünyayı deneyimlerler, vücutlarıyla zaman kavramını algılayabilirler. İnsanın düşünceleri arasındaki sınırlar belirsizdir, bu nedenle düşünceler birbirlerini etkileyebilir, birbirine karışabilir ve yeni düşünceleri tetikleyebilir. MORI Building Dijital Sanat Müzesi’nde yer alan dijital sanat eserleri de alanlarının ötesine özgürce uzanıyor, insanlarla bağlantı kuruyor ve farklı zaman algıları yaratıyor. Hatta bazen eserler diğer sanat eserleriyle karışıp, kaynaşıyor ve akışını etkiliyorlar. Böylece müze, dijital sanat eserleri için sınırsız bir dünya haline geliyor. İnsanlar da sınırları belirsiz bu dijital dünyanın derinliklerine daldıkça kendilerini ve zaman kavramlarını kaybediyor, çevrelerindeki insanlarla fiziksel sınırlar dışında farklı boyutlarda ilişkiler kuruyorlar.

Mori Building Dijital Sanat Müzesi - Waterfall Droplets (Şelale Damlacıkları)
Waterfall Droplets

İnteraktif animasyonlar

İzleyicilerin hareketlerini algılayıp tepki vererek onlarla interaktif olarak ilişki kuran dijital eserler ışık, renk ve farklı grafik öğelerin muhteşem animasyonlarını sergiliyorlar. Müzede bulunan 50 adet eserin sergilenmesi için 10 bin metrekarelik alana sahip müzede 520 bilgisayar, 470 projektör kullanılmış. Sergilenen eserler döngüsel yapıda, önceden kaydedilmiş ve tekrar eden dijital görüntülerden oluşmuyor; yazılımları sayesinde ortamdaki hareketlilikten etkilenerek, organik olarak değişim ve gelişim gösteriyorlar.

Mori Building Dijital Sanat Müzesi Graffiti Flowers Bombing (Grafiti Çiçek Bombardımanı)
Graffiti Flowers Bombing

Eserler 5 ayrı bölümde toplanıyor

Müzede biriyle bağlantılı farklı bölgeler yaratılmış. İlk bölge ‘Borderless World’ (Sınırsız Dünya) interaktif dijital bir doğa manzarası olarak tasarlanmış. Pek çok farklı dijital eserin yer aldığı bu bölgede izleyici, dijital şelaler, kuşlar, çiçek tarlaları, ormanlar arasında kendi yolunu çizerek ileriyor.

Bir diğer bölge, beynin mekansal tanıma yeteneklerini eğitmek ve insanları hareket ettirmek için tasarlanmış bir alan olan ‘Athletics Forest’ (Atletizm Ormanı). Ziyaretçiler bu bölgede uzayda parıldayan direklere tırmanabiliyor, galaksi simülasyonu içinde bir trambolinde zıplayabiliyor veya inanılmaz görsel sunumlar içinde denge oyunları oynayabiliyor.


Athletics Forest (Atletizm Ormanı)

Çocuklar için tasarlanmış olan ‘Future Park’ (Gelecek Parkı) onları sanatla buluşturan, ilginç uygulamalarla kendi tasarımlarını ve müziklerini yapmalarını sağlayan bir alan. Müzenin bu kısmında çocukların hayal güçlerini ve bilimsel bakış açılarını genişletmek amaçlanmış.

Forest of Lamps (Lambalar Ormanı) renkli lambalar denizinde kaybolmanızı sağlıyor.

Son deneyim ise diğerlerine göre daha durgun olan ‘EN Tea House’ (EN Çay Evi).

Bölgeye ismini veren ‘EN Tea’, Nagasaki yakınlarındaki Hizen’de yetişen yeni bir yeşil çay türü. Bu alanda izleyiciler dijital çiçeklerle bezeli çaylarını yudumlarken birbirleriyle sohbet edip, yaşadıkları deneyimi değerlendirebiliyorlar.

Müzenin tanıtım filmi

MORI Building DIGITAL ART MUSEUM: teamLab Borderless web sitesi

Dünyanın ilk dijital sanat müzesi yazısı Kilsan Blog sitesine aittir.



İleri dönüşüm

İleri dönüşüm, aslında 1930’lu yıllardan bu yana bilinen bir kavram olsa da, son yıllarda gündemimize hızla yeniden girdi. İngilizcesi “upcycling” olan terim, artık kullanılmayacak olan eşyalara farklı ve işlevsel yeni kullanım alanları sağlayan bir sürdürülebilirlik sürecini tanımlıyor. Yaratıcılığın önemli olduğu bu süreci “yeniden üretme sanatı” olarak da tanımlamak mümkün. Dünyada tüketimin giderek artması kaçınılmaz olarak çöp...

İleri dönüşüm

İleri dönüşüm logoİleri dönüşüm, aslında 1930’lu yıllardan bu yana bilinen bir kavram olsa da, son yıllarda gündemimize hızla yeniden girdi. İngilizcesi “upcycling” olan terim, artık kullanılmayacak olan eşyalara farklı ve işlevsel yeni kullanım alanları sağlayan bir sürdürülebilirlik sürecini tanımlıyor. Yaratıcılığın önemli olduğu bu süreci “yeniden üretme sanatı” olarak da tanımlamak mümkün.

Dünyada tüketimin giderek artması kaçınılmaz olarak çöp olarak adlandırdığımız atık oranlarının da artmasına neden oluyor. Pek çok gelişmiş ülke atıklarının büyük bir bölümünü enerji ve ham madde olarak ülke ekonomisine yeniden kazandırıyor. Kullan-at şeklinde özetlenebilecek “doğrusal ekonomi”nin yerini, kaynakların olabildiğince uzun süre kullanıldığı ve yeniden dönüşümü esas alan “döngüsel ekonomi” alıyor.

İleri dönüşümün geri dönüşümden farkı

Geri dönüşüm, plastik, kağıt, metal ve cam gibi atıkların çeşitli kimyasal ve fiziksel geri dönüşüm yöntemleri ile tekrar ham madde olarak kullanılabilmesini sağlıyor. Geri dönüşümün amacı, atıkların ham madde olarak yeniden üretime alınarak fazladan ham madde üretimini azaltıp çevreye verilen zararı en aza indirgemek.

İleri dönüşüm ise, artık kullanılmayan veya atılmış eski eşyaları yeniden tasarlamak yoluyla yararlı ve işlevsel başka bir eşyaya dönüştürüyor. “Yaratıcı yeniden kullanım” olarak da tanımlayabileceğimiz ileri dönüşüm, eski bir eşyaya yeni bir kullanım şekli kazandırarak onu daha kaliteli ve daha iyi çevresel değerlere dönüştürüyor.

Hem çevresel hem de kişisel faydaları var

İleri dönüşüm öncelikle küresel çöp akışındaki azalmaya oldukça olumlu etki yapıyor. Ayrıca, geri dönüşümdeki gibi atıkları temizleme, parçalama işlemlerine gerek olmadığı için enerji ve su tüketimi de gerektirmiyor. İleri dönüşümde yaratıcılık ve emek yeterli oluyor.

İleri dönüşüm, Upcycling, lastik pufTamamen kişisel yaratıcılık ve tasarımla şekillendiği için, ileri dönüşüm ile yapılan eşyaların başka bir benzeri olmuyor. Bu da eşyalara özgün bir görünüm ve kişilik kazandırıyor.

Eski bir eşyanın yeniden ve farklı bir işlevle kullanımı hem evdeki eşya kalabalığından kurtulmayı sağlıyor hem de ev ekonomisine katkıda bulunuyor.

Yaratıcılık ve tasarım sürecinde yaşanan üretim mutluluğu psikolojik olarak rahatlamaya ve keyfe dönüşüyor.

İleri dönüşüm yazısı Kilsan Blog sitesine aittir.



Link to Category: Blog Articles

Or if you prefer use one of our linkware images? Click here

Social Bookmarks


Available Upgrade

If you are the owner of Mimari, sanat, tasarım, cevre, yasam | Kilsan Blog, or someone who enjoys this blog why not upgrade it to a Featured Listing or Permanent Listing?


Get listed in one of the most popular directories online, and start generating quality traffic.