Blogging Fusion Blog Directory the #1 blog directory and oldest directory online.

Mimari, sanat, tasarım, cevre, yasam | Kilsan Blog

Home Mimari, sanat, tasarım, cevre, yasam | Kilsan Blog

Mimari, sanat, tasarım, cevre, yasam | Kilsan Blog

Rated: 1.50 / 5 | 1,591 listing views Mimari, sanat, tasarım, cevre, yasam | Kilsan Blog Blogging Fusion Blog Directory

Turkey

 

General Audience

  • Kilsan TuÄŸla
  • March 14, 2017 10:35:41 PM
SHARE THIS PAGE ON:

A Little About Us

Estetik, farklı, çevreci yapılar, mimari izler bırakan mimar ve mühendisler, mimarlık, ekolojik gelişmeler, yaşama renk katan tasarımlar, sanatçılar, sanat eserleri

Listing Details

Listing Statistics

Add ReviewMe Button

Review Mimari, sanat, tasarım, cevre, yasam | Kilsan Blog at Blogging Fusion Blog Directory

Add SEO Score Button

My Blogging Fusion Score

Google Adsense™ Share Program

Alexa Web Ranking: 1,403,757

Alexa Ranking - Mimari, sanat, tasarım, cevre, yasam | Kilsan Blog

Example Ad for Mimari, sanat, tasarım, cevre, yasam | Kilsan Blog

This what your Mimari, sanat, tasarım, cevre, yasam | Kilsan Blog Blog Ad will look like to visitors! Of course you will want to use keywords and ad targeting to get the most out of your ad campaign! So purchase an ad space today before there all gone!

https://www.bloggingfusion.com

.

notice: Total Ad Spaces Available: (2) ad spaces remaining of (2)

Advertise Here?

  • Blog specific ad placement
  • Customize the title link
  • Place a detailed description
  • It appears here within the content
  • Approved within 24 hours!
  • 100% Satisfaction
  • Or 3 months absolutely free;
  • No questions asked!

Subscribe to Mimari, sanat, tasarım, cevre, yasam | Kilsan Blog

Norman Foster

Mimari kariyeri boyunca, Pritzker de dahil olmak üzere dört yüzden fazla ödül ile çok sayıda uluslararası yarışma kazanmış olan Norman Foster, çelik ve camdan yapılmış yenilikçi ve şık tasarımları ile ünlü. Yüksek teknoloji binalarıyla dünya mimarisine heyecan verici katkılar sunan sanatçı, aynı zamanda Londra’daki Bloomberg binası ile dünyanın en sürdürülebilir tasarımının da mimarı. İngiliz mimar Norman […] Norman Foster yazısı Kilsan Blog...

Norman Foster, Millau Viyadüğü, Fransa

Norman Foster, portre
Fotoğraf: achievement.org

Mimari kariyeri boyunca, Pritzker de dahil olmak üzere dört yüzden fazla ödül ile çok sayıda uluslararası yarışma kazanmış olan Norman Foster, çelik ve camdan yapılmış yenilikçi ve şık tasarımları ile ünlü. Yüksek teknoloji binalarıyla dünya mimarisine heyecan verici katkılar sunan sanatçı, aynı zamanda Londra’daki Bloomberg binası ile dünyanın en sürdürülebilir tasarımının da mimarı.

İngiliz mimar Norman Foster’ın mimarisi, sürdürülebilir mimarinin duyarlılığı ile yüksek teknolojik standartlara sahip mimarinin etkileyici ve başarılı bir harmanından oluşuyor. Sürdürülebilirlik kriterlerine uygun olarak projelendirdiği yapıları için yüksek teknoloji ürünü modüler parçalar tasarlıyor ve bunları fabrikalarda ürettirerek son derece estetik bir şekilde binalarına monte ediyor.

Norman Foster, Barış ve Uzlaşma Sarayı
Barış ve Uzlaşma Sarayı, Aştana / Kazakistan Fotoğraf: fosterandpartners.com

Kariyeri boyunca işlev, teknoloji ve estetik açısından iyi tasarlanmış ve insanı ön planda tutan projeler üreten sanatçı, iyi bir mimarinin, binanın karakterini oluşturan tüm unsurların sentezinden oluştuğuna inanıyor. Bu nedenle tasarımlarında binanın formu, insanlar için işlevi, ekolojisi, doğal ışığın kalitesi, sokak manzarası ile ilişkisi gibi entegre ve sürdürülebilir çözümler geliştiriyor.

Sonradan seçilen meslek

Norman Foster, işçi sınıfı bir ailenin çocuğu olarak 1935 yılında İngiltere’nin Manchester kentinde doğdu. Lisede başarılı bir öğrenciydi, mimarlığa da ilgi duyuyordu ancak üniversite eğitimini muhasebe ve ticaret hukuku üzerine yaptı. Üniversite’den sonra bir süre Manchester Belediye Sarayı’nın hazine bölümünde çalıştı. Mimar olmaya karar verdiğinde ise Kraliyet Hava Kuvvetleri’nde radar teknisyenliği yapıyordu.

Mimarlık eğitimine Manchester Üniversitesi’nde mimarlık ve şehir planlama okuyarak başladı. 1961 yılında mezun oldu ve burs kazanarak yüksek lisans eğitimi için ABD’ye Yale Üniversitesi’ne gitti. Burada kendisi gibi İngiliz bir mimar olan Richard Rogers ile tanıştı.

Norman Foster, 1962
Norman Foster ve Richard Rogers, 1962 yılında Yale’de Fotoğraf: achievement.org

Foster, yüksek lisansını tamamladıktan sonra 1963 yılında ülkesine geri döndü. Döner dönmez sonradan eşi olacak Wendy Cheesman, Richard Rogers ve Su Brumwell ile “Team 4” isimli mimarlık ofisini açtı. Team 4, yüksek teknolojili endüstriyel tasarımları ile başarı ve ün kazandı. Sonraki yıllarda aynı üniversitede yüksek lisans yapan ve ülkelerine döndükten sonra ortak olan bu iki genç mimar çok ünlenecek ve her ikisi de Pritzker Ödülü kazanacaktı.

Muhteşem bir kariyer

Norman Foster, dört yıl sonra Team 4’den ayrıldı ve 1967 yılında günümüzün en önemli mimarlık ofislerinden biri olan Foster + Partners’ı kurdu. Londra’da kurduğu ofisin fark edilmesi uzun sürmedi. 1971-1975 yılları arasında Sigorta şirketi Willis Faber ve Dumas’a merkez ofis olarak tasarladığı Willis Binası sanatçının ilk başarısı oldu. İngiltere’nin Ipswich kentinde inşa ettiği üç katlı binada, yürüyen merdivenlerin kullanımı, yüzme havuzu, çatı katındaki restoran ve bahçe gibi yeni yaklaşımlar sundu. Asimetrik yapıdaki binanın cephe camlarında kullandığı gizli iç kanat sistemi o tarihlerdeki teknolojinin sınırlarını zorlar düzeydeydi.

1970’lerin ortasındaki petrol krizinden önce tasarlanan ve doğal gazla ısıtılan Willis Binası, enerji tasarrufu ve termal bir performans sağlayan yalıtkan çim çatıların da öncülüğünü yaptı. Bina içerdiği tüm yenilikler ve enerji verimliliği ile yıllar boyu pek çok ödül kazandı.

Norman Foster, Sainsbury Görsel Sanatlar Merkezi
Sainsbury Görsel Sanatlar Merkezi Fotoğraf: fosterandpartners.com

Willis Binası’nı, 1974-1978 yılları arasında tasarladığı Sainsbury Görsel Sanatlar Merkezi izledi. Norman Foster, üçgenlerden oluşan çelik bir konstrüksiyonu cam duvarlarla birleştirerek binaya hem bol doğal ışık hem de kesintisiz manzara sağladı. Geleneksel galerilerden çok farklı olan yapı, tek bir alan içerisinde galeriler, resepsiyon alanı, fakülte, ortak salon ve restoran içeren bir dizi alan barındırıyor.

Küresel başarı

Norman Foster’ın Hong Kong’daki Hongkong ve Shanghai Bank genel merkezi ve Japonya’daki Century Tower tasarımları uluslararası kariyerinde çok önemli bir rol oynayarak küresel başarılar kazanmasının yolunu açtı.

Norman Foster, Hongkong ve Shanghai Bank
Hongkong ve Shanghai Bank / HSBC Fotoğraf: fosterandpartners.com

Sanatçı, ekibi ile birlikte Avrupa’daki en yüksek bina olan 53 katlı Commerzbank Kulesi, Apple Park, Millau Viyadüğü, Yeni Alman Parlamentosu gibi ünlü yapılara, prestijli ofislere, kültürel binalara, konutlara ve kentleşmenin önemli yapıları olan terminal, metro, havaalanlarına imzasını attı. Sürdürülebilir mimari, şehircilik ve tasarım olarak hem İngiltere’de hem de dünyanın pek çok ülkesinde çok geniş bir yelpazede, farklı alanlara hizmet veren çok sayıda proje tasarladı ve hayata geçirdi.

Norman Foster, Lumina, Eve
İtalyan aydınlatma markası Lumina ortaklığıyla tasarladığı “Eve” Fotoğraf: fosterandpartners.com

1990 yılında şövalye ilan edilen Norman Foster, çelik ve camı birleştirdiği şık ve modern mobilya ve objeler de tasarlayarak, bina mimarisindeki geniş vizyonunu iç mekan mimarisine de taşımış oldu.

Önemli eserleri

The Bow
Calgary kentinde yer alan kule, 236 metre ile Kanada’nın en yüksek üçüncü binası. Güneye yani güneşe doğru kıvrılan yay şeklinde bir plana sahip olan kulenin iç bükey bölümünde yer alan cam cephe binanın tüm yüksekliği boyunca bir dizi atriyum oluşturuyor. Bu alanlar iklimsel tampon bölgeler olarak işlev görerek binanın yalıtılmasına ve enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 30 oranında azaltılmasına yardımcı oluyor.

Norman Foster, The Bow
Fotoğraf: Florian Fuchs

The Corniche
Konutlar, ofisler, restoranlar, spor tesisleri ve sosyal alanlar içeren karma kompleks Londra’da yer alıyor. 15 ila 27 kat arasında değişen yükseklikteki bloklarda toplam 253 daire bulunuyor. Yansıtıcı metalik detaylarla vurgulanan eğri formlar, güneş ışığını yakalamak için tasarlanmış. Konutlardaki balkonlar ise kutu benzeri tasarımların aksine panoramik manzaraların perspektifine izin veriyor.

Norman Foster, The Corniche
Fotoğraf: fosterandpartners.com

30 St Mary Axe
“The Gherkin” olarak da adlandırılan bina, Londra’nın ilk ekolojik gökdeleni. Kırk bir katlı, 180 metre yüksekliğindeki gökdelen, dairesel bir plana sahip. Orta bölümünde genişleyen ayırt edici formu sayesinde hem eşdeğer büyüklükteki dikdörtgen bir bloktan daha ince görünüyor hem zemindeki kamusal alanın genişlemesini sağlıyor hem de doğal havalandırma sistemini çalıştırmak için kullanılan dış basınç farklarını yaratıyor. Gökdelenin çapraz olarak bükülmüş yapısı, sarmal boşluklar oluşturuyor. Camla kaplı olan bu boşluklarda sosyal alan olarak kullanılan, aydınlık ve panoramik manzaraya sahip atriyumlar yer alıyor.

Norman Foster, 30 St Mary Axe
Fotoğraf: fosterandpartners.com

Norman Foster yazısı Kilsan Blog sitesine aittir.


The Twist

Kuzey Avrupa’nın en büyük heykel parkı olan Kistefos’a ek bir müze olarak inşa edilen The Twist, aynı zamanda köprü görevi de görüyor. Merkezinden bükülmüş dikdörtgen formuyla bir heykeli andıran sanat köprüsü, parkı ikiye ayıran nehrin kıyılarını birleştirerek kültürel rotayı tamamlıyor. Norveç’in Jevnaker kentinde yer alan Kistefos heykel parkının tarihi 100 yıl öncelere uzanıyor. O zamanlar […] The Twist yazısı Kilsan Blog...

The Twist, genel

Kuzey Avrupa’nın en büyük heykel parkı olan Kistefos’a ek bir müze olarak inşa edilen The Twist, aynı zamanda köprü görevi de görüyor. Merkezinden bükülmüş dikdörtgen formuyla bir heykeli andıran sanat köprüsü, parkı ikiye ayıran nehrin kıyılarını birleştirerek kültürel rotayı tamamlıyor.

The Twist, panoramik görünümNorveç’in Jevnaker kentinde yer alan Kistefos heykel parkının tarihi 100 yıl öncelere uzanıyor. O zamanlar bölgede bir odun hamuru işletmesi yer alıyormuş. İşletmenin sahibi, Norveçli işadamı ve sanat koleksiyoncusu Christen Sveaas, 1996 yılında işletmenin olduğu alana heykel parkını kurmuş. Parkta, çağdaş sanatın önemli isimlerinden Anish Kapoor, Olafur Eliasson, Lynda Benglis, Yayoi Kusama gibi uluslararası sanatçıların eserleri yer alıyor. Parka eklenen Twist ise yerel ve uluslararası geçici çağdaş sanat sergilerine ev sahipliği yapıyor.

Çağdaş heykel konsepti

Parkın bulunduğu bölgeden geçen Randselva nehrinin iki yakasını birleştiren bin metrekarelik Twist, Danimarkalı mimar Bjarke Ingels ve ekibinin Norveç’teki ilk projesi. Twist’in tasarımının ana konseptini parkın “çağdaş heykel” konsepti oluşturuyor.

The Twist, dış görünümYapıya anıtsal bir heykel görünümü kazandırmak için tam ortasından bükülerek 90 derecelik bir kıvrım verilmiş. Binanın hacmindeki bu bükülme, müzenin kuzey ve güney taraflarında iki farklı yükseklik ve iki farklı alan yaratıyor. Daha yüksek olan güney tarafında penceresiz ve dikey bir galeri, kuzey tarafında cam duvarlarla doğal ışık alan yatay bir galeri yer alıyor. Güney tarafta bulunan cam duvar bükülmeyi takip ederek yukarı doğru kıvrılıyor ve yirmi beş santimetre genişliğinde bir ışık şeridine dönüşerek kuzey tarafın doğal ışıktan faydalanmasını sağlıyor.

The Twist, bükülme
Müze tam ortadan 90 derecelik açıyla bükülüyor

Müzenin dış cephesi kırk santimetre genişliğinde düz alüminyum panellerle kaplı. Binanın bükümlü formu panellere “kitap yığını” görüntüsü kazandırıyor.

Işıkla ayrışan üç galeri

Twist’in içine hem kuzeyden hem de güneyden girilebiliyor. Her iki taraf da ana giriş işlevi görüyor. Güney girişi için dokuz metrelik, kuzey girişi için ise on altı metrelik alüminyum kaplı çelik bir köprü bulunuyor.

The Twist, güney giriş
Müzenin güney girişi

Yapının dışındaki beyaz görünüm içeride de devam ediyor. Duvar ve tavanlar tek tip bir zemin olarak, sekiz santimetre genişliğinde beyaz boyalı çam çıtalarla kaplı. Duvar ve tavanlardaki bu bütünlük sanat eserlerini sergilemek için ideal bir zemin oluşturuyor.

Cam pencerelerde kullanılan kavisli form, galerinin gün ışığından üç farklı yoğunlukta yararlanmasını sağlıyor ve mekanı üç bölüme ayırıyor. Sanatsal programlamalar için galeriye esneklik kazandıran bu bölümler, kuzey tarafta geniş, doğal aydınlatmalı bir galeri; güney tarafta yapay ışıklandırmalı,karanlık ve uzun bir galeri; ikisi arasında ise bükülmüş tavandan dolayı ışık şeridi ile aydınlanan ve heykellerin sergilendiği üçüncü bir galeri oluşturuyor. Ayrıca kuzey galeride yer alan cam bir merdiven, depo alanları ve tuvaletlerin bulunduğu en alt seviyeye iniyor.

Fotoğraflar: Laurian Ghinitoiu / © BIG – big.dk

The Twist yazısı Kilsan Blog sitesine aittir.


Mercan Üçgeni

Batı Pasifik Okyanusu’nda bulunan ve altı ülkenin sularını kapsayan Mercan Üçgeni, deniz altı biyolojik çeşitliliğin küresel merkezi olarak kabul ediliyor. Bazıları sadece bölgeye özgü olmak üzere dünyadaki mercan türlerinin en yüksek çeşitliliği, yüzde 76 oranıyla bu bölgede bulunuyor. Üçgenin biyoçeşitlilik açısından en zengin bölgesi olan Filipinler’deki Verde Ada Geçidi UNESCO Dünya Mirası Alanı olarak ilan […] Mercan Üçgeni yazısı Kilsan...

Mercan Üçgeni, genel

Batı Pasifik Okyanusu’nda bulunan ve altı ülkenin sularını kapsayan Mercan Üçgeni, deniz altı biyolojik çeşitliliğin küresel merkezi olarak kabul ediliyor. Bazıları sadece bölgeye özgü olmak üzere dünyadaki mercan türlerinin en yüksek çeşitliliği, yüzde 76 oranıyla bu bölgede bulunuyor. Üçgenin biyoçeşitlilik açısından en zengin bölgesi olan Filipinler’deki Verde Ada Geçidi UNESCO Dünya Mirası Alanı olarak ilan edilen tek mercan kayalığı olma unvanına da sahip.

Mercan Üçgeni, konum
Mercan Üçgeni’nin konumu Fotoğraf: coraltriangleinitiative.org

Dünyanın en önemli resif sistemlerinden biri olan Mercan Üçgeni, Endonezya, Malezya, Filipinler, Papua Yeni Gine, Timor-Leste ve Solomon Adaları sularını kapsayan 6 milyon kilometrelik bir ekosistem oluşturuyor. Bölge aslında okyanusların sadece yüzde 1,6’sını kaplıyor olsa da barındırdığı biyoçeşitlilik ile deniz altı yaşamı için büyük önem taşıyor. Bu nedenle de bölgenin korunması küresel öncelik oluşturuyor.

Mercan Üçgeni, korunma
Bölgenin korunması küresel öncelik oluşturuyor Fotoğraf: papuaparadise.com

Şaşırtıcı zenginlikte bir ekosistem

Mercan Üçgeni’ndeki yaşam çeşitliliği saymakla bitmiyor. Bölge göz kamaştırıcı ve şaşırtıcı ölçekte bir su altı bahçesi oluşturarak deniz yaşamına ev sahipliği yapıyor. On beş tanesi endemik yani sadece bölgeye özgü olmak üzere 605 farklı türde resif yapımı mercan türü bu deniz alanında yer alıyor. Bu oran dünyada bilinen 798 mercan türünün yüzde 76’sını kapsıyor.

Bird’s Head yarımadasının kuzeybatı ucunda bulunan ve 1.500’den fazla küçük adadan oluşan Raja Ampat takımadaları ise 574 türle bölgedeki mercan çeşitliliğinin merkez üssü durumunda. Bu rakam Mercan Üçgeni’nin yüzde 95’ini, dünya toplamının ise yüzde 72’sini oluşturuyor.

Mercan Üçgeni, Raja Ambat
Raja Ambat Fotoğraf: Jonathan Chase

Bölge, aynı zamanda yüzde 37 oranıyla dünyadaki mercan resif balıklarının da en yüksek çeşitliliğini barındırıyor. Üç bine yakın farklı türde resif balığı Mercan Üçgeni’nde beslenerek yaşamını sürdürüyor. Bu türlerin 235’i endemik veya yerel olarak sınırlı türleri oluşturuyor.

Mercan Üçgeni, resif balıkları
Fotoğraf: papuaparadise.com

Resif balıklarının çokluğu ve çeşitliliği büyük balıkların da Mercan Üçgeni’nde beslenmesine neden oluyor. Dünyadaki en büyük hayvan olan mavi balina, diğer balina türleri, yunuslar, köpekbalıkları, orkinoslar, ton balıkları ve nesli tükenmekte olan deniz memelisi dugong bu deniz alanında besleniyor ve ürüyor. Mercan Üçgeni ayrıca, ton balıklarının geniş popülasyonları nedeniyle de milyarlarca dolarlık küresel ton balığı endüstrisinin önemli bölgelerinden biri konumunda bulunuyor.

Mercan Üçgeni, sadece mercanların ve balıkların değil, diğer deniz canlılarının da yaşama alanını oluşturuyor. Dünyanın yedi deniz kaplumbağası türünden altısı bu alanda yaşıyor.

Mercan Üçgeni, deniz kablumbağası
Bölgede dünyadaki yedi deniz kaplumbağası türünden altısı yaşıyor Fotoğraf: pixabay.com

Bölge, deniz ekosistemi dışında diğer canlıların ekosistemi için de oldukça önemli. Gelgit sonucu oluşan haliçlerde, tuzlu bataklıklarda ve çamurlu kıyılarda oluşan mangrov ormanlarının dünyadaki en genişleri de Mercan Üçgeni’nde yer alıyor.

Doğal üretkenliği bozabilecek tehditler

Mercan Üçgeni’nde, resifin 30 kilometresi içinde 141 milyondan fazla insan hayatını sürdürüyor ve gelirlerini mercan resiflerinden sağlıyor. Ayrıca bölge balık zenginliği nedeniyle uluslararası ticarette de önemli bir yer tutuyor. Ancak bu ekonomik büyümenin beraberinde gelen nüfus artışı, yoğun ve yasa dışı yöntemlerle yapılan avlanma ile ısınma, asitlenme gibi değişen iklim koşulları alanın sürdürülebilirliği ve doğal üretkenliği açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor.

Mercan Üçgeni, yerel halk
Yerel halk gelirini mercan resiflerinden sağlıyor Fotoğraf: Thomas Haider / thomashaider.at

Hem bölgedeki hem dünyadaki diğer ülkeler, pek çok sivil toplum örgütü, Dünya Doğa Fonu gibi doğa koruma kuruluşları ve işletmeler yerel halkın geçimini sağlayacak sürdürülebilir çözümler üreterek bu önemli ve zengin deniz alanını korumaya, tehditlerden oluşan bozulmayı durdurmaya ve tersine çevirmeye çalışıyor.

Mercan Üçgeni yazısı Kilsan Blog sitesine aittir.


Kentlere dantel kurulumlar

Polonyalı sanatçı NeSpoon, çeşitli kent alanlarını dantel motifleri ile süsleyerek çarpıcı sanat eserlerine dönüştürüyor. Sokak sanatının küresel gücünü kullanarak dantelin geçmişte bırakılacak bir gelenek değil, tamamen modern bir zanaat olduğunu hatırlatmayı amaçlayan sanatçı, yerel tekstil geleneklerinden esin alıyor. Oldukça popüler bir sokak sanatçısı olan NeSpoon, dünyanın pek çok kentinde hayata geçirdiği dantel motiflerinden oluşan...

Kentlere dantel kurulumlar, NeSpoon, Sisak, Hırvatistan

Polonyalı sanatçı NeSpoon, çeşitli kent alanlarını dantel motifleri ile süsleyerek çarpıcı sanat eserlerine dönüştürüyor. Sokak sanatının küresel gücünü kullanarak dantelin geçmişte bırakılacak bir gelenek değil, tamamen modern bir zanaat olduğunu hatırlatmayı amaçlayan sanatçı, yerel tekstil geleneklerinden esin alıyor.

Kentlere dantel kurulumlar, NeSpoon, Belorado, İspanya
Belorado / İspanya

Oldukça popüler bir sokak sanatçısı olan NeSpoon, dünyanın pek çok kentinde hayata geçirdiği dantel motiflerinden oluşan kurulumları ile dantel sanatını yeniden canlandırmayı hedefliyor. İnsanların içgüdüsel olarak aradığı uyumun danteldeki simetri, düzen ve uyum ile örtüşerek iç dünyamızda olumlu duygular yarattığına inanan sanatçı, çalışmalarını “halka açık mücevherler” olarak adlandırıyor.

Kentlere dantel kurulumlar, NeSpoon, Favara, Sicilya
Favara / Sicilya

NeSpoon, kurulumları için daha çok terk edilmiş alanları ya da kaldırımlardaki çatlaklar gibi göze çarpan yıpranmışlıkları tercih ediyor. Bina cephelerindeki kurulumlarında ise mevcut mimariyle harmanlanan değil, binanın amacını ifade eden motifleri seçmeye özen gösteriyor. Seçtiği motifleri uygularken boya ve seramik dışında, üç boyutlu ve dantel dolgulu örümcek ağları da kullanıyor.

Kadınlarla ilişkili bir sanat formu

NeSpoon, dantel tasarımlarında en çok Tibet mandalalarından, Fas seramiklerinden ve Kolomb öncesi yerli sanatından ilham alıyor. Kullandığı sanat formunun daha çok kadınlarla ilişkili olmasından dolayı, çalışmalarını kurulum yapacağı ülkelerdeki yerel halktan kadınlarla sürdürüyor.

Kentlere dantel kurulumlar, NeSpoon, işbirliği
NeSpoon, yerel halktan kadınlarla işbirliği yapıyor

Sanatçı, kadınlar arasındaki güçlü duygusal bağların ve sıcaklığın yaratım sürecine büyük bir itici güç ve metafor kazandırdığına inanıyor. İşbirliği yaptığı kadınlardan önce yerel ve orijinal düğüm yöntemlerini bulmalarını istiyor; farklı desenlere ve tasarımlara bakıp onu en heyecanlandıran motifi seçiyor. Kurulumlarında boya kullanacaksa büyük bir şablon çıkarıp grafiti ile birleştiriyor. Seramik dantelleri ise kendi elleriyle kilden üretiyor. Üç boyutlu kurulumlarda genellikle yerel halk ile işbirliği yapıyor.

Fotoğraflar: behance.net/NeSpoon

Kentlere dantel kurulumlar yazısı Kilsan Blog sitesine aittir.


Sürreal Sayıklamalar – Konut

Sürreal Sayıklamalar – Konut Sürreal Stüdyo, 2012-2013 döneminde İstanbul Teknik Üniversitesi’nde, İrem Mollaahmetoğlu ve Ferhan Yürekli yürütücülüğünde tasarlanmış deneysel bir mimari stüdyodur. Stüdyo deneylerini “Sürreal Sayıklamalar” sergisiyle sokağa taşımıştır. Sürreal Sayıklamalar – Konut yazısı Kilsan Blog sitesine...

Sürreal Sayıklamalar – Konut

Sürreal Stüdyo, 2012-2013 döneminde İstanbul Teknik Üniversitesi’nde, İrem Mollaahmetoğlu ve Ferhan Yürekli yürütücülüğünde tasarlanmış deneysel bir mimari stüdyodur. Stüdyo deneylerini “Sürreal Sayıklamalar” sergisiyle sokağa taşımıştır.

Sürreal Sayıklamalar – Konut yazısı Kilsan Blog sitesine aittir.


Eden Projesi, dünyanın en büyük serası

Yeryüzündeki en büyük çoklu sera kompleksi olan Eden Projesi, “dünyanın sekizinci harikası” olarak tanımlanıyor. Aynı zamanda temalı bir etkinlik merkezi olan Eden, eşsiz ve sürdürülebilir mimarisi ile insanları hem çevresel konular hakkında eğitmeyi hem de insan-doğa ilişkisini en üst düzeye çıkarmayı amaçlıyor. İngiltere’nin Cornwall kentindeki eski bir kil ocağında yer alan Eden, bitkiler ve insanlar […] Eden Projesi, dünyanın en büyük...

Eden Projesi, genel

Yeryüzündeki en büyük çoklu sera kompleksi olan Eden Projesi, “dünyanın sekizinci harikası” olarak tanımlanıyor. Aynı zamanda temalı bir etkinlik merkezi olan Eden, eşsiz ve sürdürülebilir mimarisi ile insanları hem çevresel konular hakkında eğitmeyi hem de insan-doğa ilişkisini en üst düzeye çıkarmayı amaçlıyor.

Eden Projesi, Yağmur Ormanı biyomu, iç
Eden’de binlerce bitki sergileniyor. Fotoğraf: ©Hufton+Crow / edenproject.com

İngiltere’nin Cornwall kentindeki eski bir kil ocağında yer alan Eden, bitkiler ve insanlar arasındaki bağlantıyı en üst düzeye çıkaran ve daha iyi bir geleceğe yönelik araştırmalar yapan büyük bir sera kompleksi. Komplekste biyomlar adı verilen iki devasa küresel bahçe bulunuyor. Birçok farklı iklim ve ortamlardan toplanan binlerce bitki, bu özel olarak tasarlanmış bahçelerde kendi doğal ortamlarına uygun şekilde barındırılıyor.

Eden Projesi, Tim Smit
Eden’i hayata geçiren Tim Smit Fotoğraf: edenproject.com

Öykünün kahramanı, Sir Timothy Bartel Smit 

Otuz futbol sahası büyüklüğünde yani 220 bin metrekare alana sahip, 50 metre derinliğindeki kil ocağının, dünyanın en büyük serasına dönüşme öyküsü Tim Smit ile başlıyor.

Tim Smit, 1990’larda İngiltere’deki Heligan Kayıp Bahçeleri’nin restorasyon çalışmaları ile ünlenmiş bir iş adamı. Smith, uzun bir süredir insanlara çevre ve doğa bilinci konusunda eğitimler vermek isteğindeydi. Aklında, dünyanın en önemli bitkilerinin sergilenebileceği destansı bir yer oluşturma fikri vardı. Ancak, hayal ettiği proje için çok geniş bir araziye ihtiyaç duyuyordu. Yaşadığı Cornwall kentindeki Bodelva köyü yakınlarında, 160 yıldır faaliyet gösteren ancak artık işlevini yitiren kil ocağı, projeye uyan devasa bir alana sahipti. Smit, hayalini hayata geçirmek üzere hızla harekete geçti.

Eden Projesi, kil ocağı
Eden’in inşa edildiği kil ocağı Fotoğraf: edenproject.com

Eden’in tasarımı modern binaları ile dikkat çeken İngiliz mimar Nicholas Grimshaw’a verildi. Projenin finansmanı ise Milenyum Komisyonu, AB ve diğer fonlar ile ticari kredilerden karşılanıyordu.

İnşaata 1998 yılında başlandı ama ilk birkaç ay sağanak yağmur nedeniyle ara verildi. Kil ocağı çukuruna dolan 43 milyon litre su, özel bir drenaj sistemi geliştirilerek temizlendi. Biyomların ilk tasarlanan huni şeklindeki yapısı, altlarındaki kayalık ve dengesiz zemine kolayca yerleşebilmeleri için küresel yapı ile değiştirildi. İnşaat sırasında bir de rekor kırıldı. Biyomların yapılması için kurulan iskele toplamda 370 kilometre uzunluğu ile Guinness Rekorlar Kitabı’na girdi. Eden’in inşası iki buçuk yılda tamamlandı ve devasa proje 17 Mart 2001 tarihinde kapılarını halka açtı.

Pek çok ödül kazanan Eden Projesi 2018 yılında 1.006.928 kişi tarafından ziyaret edildi. Tim Smit’in projenin yaratılışını anlattığı ‘Eden’ adlı kitabı, yirmi birinci yüzyılın en çok satan çevre kitabı oldu.

Biyomlar, şeffaf bahçeler

Eden’de biyom adı verilen iki sera yer alıyor ve her bir biyom dörder adet birbirine bağlı şeffaf küreden oluşuyor.

Eden Projesi, çelik altıgenler
Biyomlar, çelik çerçeveden yapılmış altıgen hücrelerden meydana geliyor Fotoğraf: grimshaw.global

Biyomlar, çelik çerçeveden yapılmış yüzlerce altıgen hücreden meydana geliyor. Dış kaplamasında ağırlığından ve potansiyel tehlikelerinden dolayı cam kullanımından kaçınılmış. Cam yerine, yüksek korozyon direnci ve dayanıma sahip flor bazlı bir termoplastik olan ETFE katmanları kullanılmış. Böylece elde edilen yastık ile biyomların termal bir örtü ile kaplanması sağlanmış.

Eden Projesi, biyom kaplama detay
Biyomların dış yüzeyi termoplastik ETFE katmanları ile kaplanmış Fotoğraf: grimshaw.global

Binlerce bitki türüne ev sahipliği yapan biyomlardan biri sıcak ve nemli diğeri ise ılık iklime sahip iki farklı eko-iklim içeriyor. “Rainforest Biome” sıcak ve nemli bir ortam sağlayarak yağmur ormanlarının tropik bitkilerini, “Mediterranean Biome” ılık iklimi ile Akdeniz bitkilerini barındırıyor.

Aralarında en büyüğü olan Rainforest Biome, 55 metre yüksekliğe, 200 metre genişliğe ve 100 metre uzunluğa sahip. Mediterranean Biome ise 35 metre yüksekliğinde, 65 metre genişliğinde ve 135 metre uzunluğunda.

Eden Projesi, açık bahçe
Açık bahçedeki Batı Avustralya bitkileri Fotoğraf: edenproject.com

Ayrıca, komplekste bulunan açık bahçelerde dünyanın ılıman bölgelerini temsil eden çay, lavanta, şerbetçiotu, kenevir ve ayçiçeği gibi bitkiler ile yerel bitki türleri de yer alıyor.

Eğitim tesisi, Çekirdek

Eden’e Eylül 2005 tarihinde son eklenen yapı, eğitim tesisi olarak inşa edilen “Çekirdek /The Core” oldu. Sınıflar, atölye alanları, bir sergi salonu ve bir kafeyi içeren yapının tasarımı, mimarlar ve İngiliz heykeltıraş Peter Randall-Page’in ortak çalışması ile ortaya çıktı.

Eden Projesi, Çekirdek çatı detay
Çekirdek’in çatısı Fotoğraf: grimshaw.global

Tasarım konsepti doğal olarak oluşan geometrilerden geliştirildi. Yapıya özgün bir görünüm sunan çatı tasarımında ise çam kozalaklarından esin alındı. Ahşap bir ızgaradan oluşan ve geri dönüşümlü gazete ile izole edilmiş çatının pencereleri sürdürülebilir kaynaklardan elde edilen bakır plakalar ile kaplandı.

Eden Projesi, Örümcek çizim
Örümcek’in çizimi Fotoğraf: grimshaw.global

Bina, çukurun kıvrımlarına yerleşen üç kattan oluşuyor. Alt kat sergi alanına, orta kat çocuk sınıflarına, üçüncü kat ise teras ve bir kafeye ayrılmış. Yapının girişinde bulunan “Seed/Tohum” adlı heykel Peter Randall-Page tarafından yapılmış. Dört metre yüksekliğinde ve yetmiş ton ağırlığında taştan yapılmış heykelin yumurta şeklindeki formu, bitkilerin büyümesinin altında yatan geometrik ve matematiksel ilkelere dayanıyor.

Eden Projesi, tohum heykeli
Peter Randall-Page tarafından yapılmış Tohum heykeli Fotoğraf: edenproject.com

Eden Projesi, dünyanın en büyük serası yazısı Kilsan Blog sitesine aittir.


Link to Category: Blog Articles

Or if you prefer use one of our linkware images? Click here

Social Bookmarks


Available Upgrade

If you are the owner of Mimari, sanat, tasarım, cevre, yasam | Kilsan Blog, or someone who enjoys this blog why not upgrade it to a Featured Listing or Permanent Listing?


Use Wordpress? Than submit your blog for free to our blog directory.